Bugün de güldüm işte
Hayatım, bugün sana bir şey söyleyeceğim ama nereden başlasam bilmiyorum, çünkü öyle çok şey birikmiş ki içimde, hepsini aynı anda söylesem cümleler birbirine girer, sen de bana gülersin, ben de kendime gülerim, işte tam da o yüzden yazıyorum, konuşsam belki yarısını yutarım, sustuğum her şey içimde bir yere oturur, ağırlaşır, ben de en sonunda patlarım, biliyorsun beni.
Bugün balkondaydım. Hani o küçük balkon, iki kişinin zor sığdığı, saksının dibinde bir karınca ordusunun yaşadığı, çayın hep bir tık fazla demlendiği o balkon. İki terliğimiz duruyor ya kapının yanında, aynı modelden aldığımız, benimki pembe seninki lacivert, biri büyük biri küçük, yan yana duruyorlar işte, ben bugün onlara baktım da baktım, önce güldüm, sonra gözlerim doldu, sonra kendime kızdım, kırk bir yaşındasın be kadın, iki terliğe mi ağlıyorsun, diye, ama ağladım işte, ne yapayım. 🙈
Neden biliyor musun? Çünkü ben bu kadındım işte, boşandıktan sonra kendime söz vermiştim, bir daha kimseye kapı açmayacağım, kimseye anlatmayacağım, kimseye gülmeyeceğim diye, içimde öyle bir yer kapatmıştım ki üstüne kilit vurmuşum da anahtarını da bir yere atmışım, hatırlamıyorum bile nereye attığımı. Sonra o doğum günü geldi, hani dostumun doğum günü, ben köşeye çekilmiştim, kimseyle konuşmuyordum, elimde bir bardak, içinde ne olduğunu bile bilmiyorum, öylece duruyordum, ve sen geldin. Yanıma oturdun, hiç tanımıyordun beni, ya da tanıyordun da öyle davrandın, bilmiyorum artık, ve dedin ki: sen hiç gülmüyor musun.
Ve ben sana ne dedim biliyor musun? Alaycı bir gülüşle, hani şu benim meşhur gülüşüm, dudağımın kenarı kalkar ama gözlerim gülmez, işte onunla: gülecek bir şey var mı, dedim. Ne ukala cevap, değil mi? Şimdi düşünüyorum da, sana öyle dediğim için kendime kızıyorum, ama sonra diyorum ki iyi ki öyle demişim, çünkü sen gülümsedin, hani öyle bir gülümsedin ki, ben o gülümsemeyi hâlâ aklımdan çıkaramıyorum, kaç yıl oldu, hesabını ben de bilmiyorum artık, zaman seninle geçince saymayı unutuyor insan.
O geceden sonra bana ilk mesajını sabah attın, hatırlıyor musun? Hâlâ telefonumda duruyor, silmedim, silemem, ara ara açıp okuyorum, kendime gülüyorum, sonra da kapatıyorum, sanki kimse görmesin istiyorum, sanki kırk bir yaşında bir kadın değilim de on yedi yaşında bir kızım, utancımdan. 🙈 Sen o mesajda ne yazmıştın, biliyorum ama yine de yazmayacağım buraya, çünkü o mesaj benim, ikimizin, bir yere kopyalayıp dağıtacak değilim, ama şunu söyleyeyim, o mesajı okuduğumda elim titredi, hayatım, elim titredi, kırk bir yaşında elim titredi, gülme.
Sonra o balkon geldi. Çay koydun, ben oturdum, sen ayaktaydın, sonra sen de oturdun, dizlerimiz değdi, ben çekilmedim, sen de çekilmedin, işte o an anladım ki bu iş ciddi, bu iş beni aşacak, ben bunu kaldıramayacağım, ama kaldırdım, çok şükür kaldırdım, çünkü sen bana o kırıkları sormadın, sen bana eskiyi sormadın, sen sadece orada oturdun, çayını içtin, benimle güldün, benimle sustun, işte o sustuğun anlarda ben seni daha çok sevdim, biliyor musun. 🫂
Ama korkuyorum. Çok korkuyorum. Bugün bunu itiraf ediyorum işte, belki bir tek buraya yazabiliyorum, sana söylesem mi bilmiyorum, çünkü sen bana her baktığında ben güçlü görünmek istiyorum, hani o ilk geceki kadın, o alaycı, o hiçbir şeyden korkmayan kadın, o kadın aslında yok, hayatım, o kadın sadece bir maske, altında kırk bir yaşında, iki kez düşmüş, bir daha düşmekten ödü kopan bir kadın var. Ya yine kaybedersem? Ya sen de gidersen? Ya bir sabah uyanırım da balkon boş olur, terliklerden biri yok olur, ben de o tek terliğe bakar bakar ağlarım? Bilmiyorum. Bilmiyorum işte. 😔
Ama sonra diyorum ki kendi kendime, ya, sen bu kadar korkarken nasıl bu kadar sevebiliyorsun, nasıl oluyor bu, bir yandan ödüm kopuyor bir yandan içim kıpır kıpır, bir yandan bırak artık bu işi diyorum kendime, bir yandan da yarın o balkonda çay içeceğim diye sabırsızlanıyorum, çelişki bu, tam bir çelişki. Geçen gün aynaya baktım da, hani şu sabah aynaları olur, saç baş dağınık, yüz şiş, işte o aynada kendime gülümsediğimi fark ettim, sebepsiz, ortada hiçbir şey yokken, sadece içimden geldi, ve ben o an korktum asıl, hayatım, asıl o an korktum, çünkü bunca yıl sonra yüzümün böyle gevşeyebildiğini görmek insanı bir tuhaf ediyor, alışamıyorum, gülüyorum dediğim şey bu işte, o ilk geceki gibi değil, gözlerim de gülüyor artık, alaycı değil. ❤️
Şimdi gidip çay koyacağım, sen de gel, terliğini giy, yanıma otur, hiçbir şey sorma, sadece otur, ben zaten konuşurum, biliyorsun, sustukça kayboluyorum çünkü, sustukça eski ben oluyorum, o yüzden konuşacağım, çok konuşacağım, belki saçmalayacağım, belki kendimi düzelteceğim, belki aynı şeyi üç kez söyleyeceğim, sen yine de dinle, olur mu? İyi ki varsın, hayatım. 🤍
Giriş yap, bu yazıya puan ver.