Nasılsın
Tek kelime. İki yıl, iki şehir, bir sürü suskunluktan sonra ekranıma düştü ve ben hâlâ o ekrana bakıyorum.
Bugün yağmur var burada. Yaz ortasında yağmur, olur mu demeyin, oldu işte, benim şansıma. Camdan dışarı bakıyorum, aşağıda insanlar şemsiyeleriyle koşuşuyor, ben ise elimde telefon, o tek kelimeyi okuyup okuyup duruyorum. Gülüyorum. Gerçekten gülüyorum. "Nasılsın" ne ya? İki yıl sonra bulduğun ilk cümle bu mu?
Oysa ben senin o koca cümlelerini bilirim. Vapurdaki o ilk günü hatırlıyorum, sen bir şeye gülmüştün, ben de neye güldüğünü bilmeden gülmüştüm. Yıllar sonra hâlâ bilmiyorum neye güldüğünü. Belki de mesele buydu. Ben hep senin neye güldüğünü anlamaya çalıştım, sen ise hiç sormadın ben neye gülüyorum.
O yılbaşı gecesini düşünüyorum. Sana aldığım hediyeyi. Hâlâ duruyor, bilmem ne diyeceksin. Duruyor işte. Kutusunda, kurdelesi hâlâ bağlı. O gece veremedim, sonra hiç veremedim. Şimdi versem ne olur? "Al, iki yıl önce aldım, unutmuşum" mu? Evet, tam bana yakışır. 🙈
"Sen haklısın." demiştin. Ayrılık bu kadardı. Seninle başladı, seninle bitti. Ama benim içimde kalanlar hiç öyle değildi.
Yazdım. Sildim. Yine yazdım. "İyiyim, sen nasılsın?" yazdım, sildim. "Neden şimdi?" yazdım, sildim. En sonunda hiçbirini göndermedim. Cevap vermedim işte. Belki gururdan, belki korkudan, belki de bir cevap yazacak kadar bile seninle konuşmak istemediğimden. Ya da tam tersi. 🙊
Şu an içim sızlıyor, yalan söylemeyeceğim. Ama gülüyorum da. Sen bir mesaj attın diye bütün akşamımı sana verdim, biliyor musun? Telefon elimde, başparmağım yaz tuşunun üstünde bekliyor, ben ise hâlâ o tek kelimeye bakıyorum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.