Bu sefer kalkmayacağım
Eve döndüm. Ayakkabılarımı çıkarmadan yatağa oturdum. Bugün yine o kafenin önünden geçtim, kokusu üstüme sinmiş gibi… Saçma biliyorum. Ama öyle. O gün oturup bekledim ya. Sen kapıda göründün, ben elimi çantaya attım…
Eve döndüm. Ayakkabılarımı çıkarmadan yatağa oturdum. Bugün yine o kafenin önünden geçtim, kokusu üstüme sinmiş gibi… Saçma biliyorum. Ama öyle. O gün oturup bekledim ya. Sen kapıda göründün, ben elimi çantaya attım…
Telefon hâlâ elimde. Ekranda dün sabahki mesajın duruyor. İki kelime: "Günaydın canım." Ben o iki kelimeye yarım saat bakmışımdır. Ya, biliyorum, manyak gibi. Ama napayım, alışkın değilim işte. O gün geliyor aklıma…
Yine o masadayım. Kafamda. Kantin masası. Sen karşımda oturmuşsun, çayını karıştırıyorsun, ben bir şey diyeceğim, diyemiyorum. Yıllar geçti, hâlâ aynı yerde takılıyorum. Ne diyecektim be? Yani hayır, öyle bir şey…
Bu akşam yine sahildeydim. Hani şu senin hep bir adım önde yürüdüğün, benim de yetişmeye çalıştığım yer. Yine öyle yürüdüm işte. Kimse yok ama ben hâlâ arkandan geliyorum, hâlâ sana yetişmeye çalışıyorum. Biliyor musun…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar