Değiştirdiğim Çarşaflar
Sen bu akşam erkenden yattın. Grip dediğin şey geçen hafta bitti ama hâlâ yorgunsun, hâlâ o öksürük arada bir gelip seni buluyor. Ben de mutfakta ıhlamur kaynatıyorum yine. Geçen ay da yapmıştım, hatırlıyor musun, sabaha karşı. O gece ateşini ölçerken kendi kendime gülmüştüm, hani şu salak gülüşlerden. Otuz yedi yaşındayım ve karımın ateşini ölçerken ellerim titriyor. Hâlâ. Yirmi yıl sonra hâlâ.
Bu akşam yatağın kenarında dururken sana bakınca içimden bir şey geçti, söyleyemedim. Hep söyleyemiyorum zaten. Sen uyurken yüzüne bakıp "seni seviyorum" demek kolay olmalı, değil mi? Ama değil işte. Her seferinde bir eşik var, her seferinde ağzımdan çıkacakken bir şey beni tutuyor. Sanki söylesem bozulacak, sanki bu şey çok kıymetli de sesli söylenince kaçacak.
Bak yine o günü düşünüyorum. Kaçınılmaz. O kırtasiyenin vitrininde duran yeşil kapaklı defteri gördüğüm anı. Yanımda sen vardın, sadece fikrini sormuştum, o kadar. "Bence al, güzel yazarsın" demiştin. GÜZEL YAZARSIN. Sen o cümleyi kim bilir kaç kişiye söyledin, kaç kişi o cümleyi duydu, ama ben o gün o cümleyi duyunca içim bir başka oldu. O cümleyi duyunca hayatımın geri kalanını seninle geçirmek istediğimi anladım. Bir defter yüzünden. :) Saçma ama gerçek.
O defter hâlâ çekmecede. Ara sıra çıkarıp bakıyorum. İlk sayfayı açınca el yazını görüyorum, o iki kelimeyi. Sen o gün bana güzel yaz dedin, ben hâlâ sana yazıyorum. Çoğu mektubu göndermiyorum bile. Yazıyorum, katlıyorum, koyuyorum. Yazmak yetiyor bana. Sana söyleyemediklerimi oraya bırakıyorum.
Bu akşam mutfakta ıhlamur kaynarken yine aklıma geldi. Yıllar geçiyor, sen yaşlanıyorsun, ben yaşlanıyorum, ama sen hâlâ o vitrinde duran kadınsın benim için. Hâlâ ilk günkü kadar heyecanlandırıyorsun. Bunu bilmeni istiyorum. Bilmiyorsun. Ben söylemedim.
Yarın sabah uyandığımızda yanımda olacaksın, biliyorum. Bunu düşününce içim rahatlıyor, inan. Ama yarın da aynı şeyi yapacağım, sana bakacağım, bir şey söyleyeceğim, sonra vazgeçeceğim. Sen de belki fark edeceksin, belki etmeyeceksin. Fark etsen de üstelemeyeceksin, çünkü sen benim nasıl biri olduğumu biliyorsun.
Ihlamur hazır. Bardağı yatağın kenarına koyacağım, uyanınca içersin. Soğumasın diye de üstünü örteceğim, çünkü soğuk içmeyi sevmezsin. Bunlar küçük şeyler, biliyorum. Ama benim sana "seni seviyorum" demem bu işte: ıhlamur, yorgan, gece yarısı ölçülen ateş. Ve bir defter. Hâlâ o defter. 🌙
Sen uyu. Ben buradayım.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.