O gün
Çocuklar uyudu. Ben yine o fotoğrafın karşısındayım. Hani şu düğündeki... hatırlıyor musun, ben o gün elbisenin fermuarını çekememiştim de annem çekmişti. Sen uzaktan bakıp gülmüştün. Ben utanmıştım. 🙈 O gün ne kadar da…
Çocuklar uyudu. Ben yine o fotoğrafın karşısındayım. Hani şu düğündeki... hatırlıyor musun, ben o gün elbisenin fermuarını çekememiştim de annem çekmişti. Sen uzaktan bakıp gülmüştün. Ben utanmıştım. 🙈 O gün ne kadar da…
Az önce yine açtım o albümü. Hani şu köşesi yıpranmış olan. Bilmem kaçıncı kez. Kapatınca bir şey kapanıyor içimde, sonra tekrar açıyorum. Bitmiyor bu. O fotoğraflar bana hiç adil davranmıyor biliyor musun. Hepsi o günü…
Uyku tutmadı, kalktım. Biliyorum, o albümü açmasam iyi olacak... ama elim kendi kendine gitti işte. Açtım. Ve karşımda yine o fotoğraf. Kantin masası. İki bardak çay, yanında bir vapur bileti. Bilet hâlâ duruyor bu…
Uyumam gerekiyor ama telefon elden düşmüyor. Ekranda iki kelime duruyor. Sadece iki kelime: "naber, nasılsın?" Bütün gece bunu mu düşünecektim yani.. Şu an sana kızgın mıyım, umutlu muyum, yoksa sadece yorgun muyum…
Hâlâ uyanığım. Uyumak istemiyorum çünkü uyuduğumda sabah olacak ve sabah olunca yine senden bir haber olmayacak. Bunu biliyorum artık. Yine de telefonu elime alıp ekrana bakıyorum, sonra bırakıyorum. Al, bırak, al…
Bu sabah yine erken uyandım. Hani şu kuşların bile daha tam uyanmadığı, gökyüzünün lacivertten griye geçmeye üşendiği an var ya, işte tam o an. Yatağın diğer tarafı boş, hatta diğer tarafı bile yok, ben hep sağ kenarda…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar