Sana yazmadığım mektup
Merhaba be, Fotoğraflara bakarken yine ona takıldım. Hani şu düğünde çekilen, senin kuzeninin yanında durduğun, gülüşünün yarısı gözünde kalmış olan. Şuna bir baksana, hâlâ telefonumda duruyor. Silmedim işte. Silmeyi…
Merhaba be, Fotoğraflara bakarken yine ona takıldım. Hani şu düğünde çekilen, senin kuzeninin yanında durduğun, gülüşünün yarısı gözünde kalmış olan. Şuna bir baksana, hâlâ telefonumda duruyor. Silmedim işte. Silmeyi…
Çocuklar uyudu. Ben yine o fotoğrafın karşısındayım. Hani şu düğündeki... hatırlıyor musun, ben o gün elbisenin fermuarını çekememiştim de annem çekmişti. Sen uzaktan bakıp gülmüştün. Ben utanmıştım. 🙈 O gün ne kadar da…
Uyku tutmadı, kalktım. Biliyorum, o albümü açmasam iyi olacak... ama elim kendi kendine gitti işte. Açtım. Ve karşımda yine o fotoğraf. Kantin masası. İki bardak çay, yanında bir vapur bileti. Bilet hâlâ duruyor bu…
Uyumam gerekiyor ama telefon elden düşmüyor. Ekranda iki kelime duruyor. Sadece iki kelime: "naber, nasılsın?" Bütün gece bunu mu düşünecektim yani.. Şu an sana kızgın mıyım, umutlu muyum, yoksa sadece yorgun muyum…
Sevgilim… yine o fotoğrafa baktım. Hani şu düğün fotoğrafına. Sen oradasın, ben oradayım, ikimiz de gülüyoruz. O gece hiç susmadık ya, hatırlıyor musun? Sabaha karşı numaralarımızı değiştik. Aylarca her gün yazdık. Ben…
Uzakta olan, Yine buradayım. Yazmayı bıraksam mı diye düşündüğüm gecelerden birinde, elimde telefon, yazacağımı bile bile açtım bu defteri. Nasıl anlatsam… gündüz iş güç, insanlar, kalabalık. Herkes bir şey söylüyor…
Hâlâ uyanığım. Uyumak istemiyorum çünkü uyuduğumda sabah olacak ve sabah olunca yine senden bir haber olmayacak. Bunu biliyorum artık. Yine de telefonu elime alıp ekrana bakıyorum, sonra bırakıyorum. Al, bırak, al…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar