Kütüphanenin o masası
Bugün o yolu tuttum yine. Kütüphanenin önünden geçerken ayaklarım durdu. İçeride kimse yoktu, masalar boştu. Senin oturduğun masa da boştu. İki yıl boyunca aynı masaya oturmuştun. Ben de karşına geçip kitap açmış gibi…
Bugün o yolu tuttum yine. Kütüphanenin önünden geçerken ayaklarım durdu. İçeride kimse yoktu, masalar boştu. Senin oturduğun masa da boştu. İki yıl boyunca aynı masaya oturmuştun. Ben de karşına geçip kitap açmış gibi…
Bugün yine dinledim. O ses kaydını. Hani şu en son konuştuğumuz günün kaydı. Sen 'artık dayanamıyorum' demiştin ya. Ben hâlâ oradayım. Sen çoktan gittin, ben o cümlede takılı kaldım. Bazen diyorum ki silelim artık…
Bu saatte uyumak mümkün değil. Dışarıda yaz bitiyor, ben hâlâ aynı akşamın içindeyim. Bugün nedense seni çok aradım. Arasam mı diye düşündüm ama... arasam ne diyeceğim ki, işte öyle. Hatırlıyor musun, o düğünde ilk…
Bu gece yine o kaydı açtım. Bilmem kaçıncı kez. Önce kızdım sana, yine. Sonra gülüşün geldi, dalgaların arasından, ve ben yine eridim. Her seferinde aynı şey oluyor, hiç şaşırmıyorum artık. İnsan kendi kendine bu kadar…
Sen kanepede uyuyorsun yine. Üzerine örttüm. Nefes alışını dinliyorum. Bu akşam albümü buldum. Hani şu eski olan. Açtım, orada o kare vardı. İlk gün. Arkadaşın doğum günü. Kalabalık bir masa, biz yan yana. Bilmiyordum…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar