Yine o çay bardağı
Mutfakta oturuyorum, karşımda boş bir bardak. Çay koydum ama içmedim. Soğusun diye bekliyorum belki de.. bilmiyorum.
Bu akşam düğünden geldim. Komşunun kızını evlendirdik. Herkes güldü, oynadı, halay çekti. Ben bir köşede oturdum, elimde çay bardağı. Yine ellerim titredi, tıpkı o gün seninkiler gibi. Düğünde sevenlerin yüzüne baktım, içim cız etti. Sen olsaydın yanımda, ben de gülerdim belki. Belki de oynamaya kalkardım, sen de bana gülerdin.
O çarşıyı hatırlıyor musun? O soğukta, o kalabalıkta. Sen çayını tutarken ellerin titriyordu. Ben de gülmüştüm, "üşüdün mü" demiştim. Sen "yok" dedin ama gözlerini kaçırdın. Ben o gün anlamıştım aslında. Anlamıştım da.. söyleyemedim işte. Söyleyemedim.
Sonra gittin. Başka bir şehir. Mektuplar seyreldi, sonra bitti. Ben her gün postacıya baktım. Kapı çaldığında yüreğim ağzıma geldi. Ama o mektup hiç gelmedi. Sen de hiç yazmadın. Neden yazmadın? Neden?..
Şimdi elli beşindeyim. Saçlarım beyazladı, ellerim buruştu. Ama içimde o kız hâlâ duruyor. O çay bardağını tutan, titreyen kız. Seni hâlâ o çarşıda bekliyor.
Allah'ım, ne kadar da aptalım. Yıllar geçti, hâlâ aynı yerdeyim. Sana bozuldum, hem de fena. Ama özledim de. İkisi bir arada, nasıl oluyorsa artık…
Neyse. Çay soğudu. Ben yine yatağa gidiyorum. Belki bu gece rüyamda görürüm seni. Görürsem, ellerimi tutarsın di mi? Bu sefer kaçırmam gözlerimi. Söz.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.