Aşk Defteri
Aşk yazıları

Aşk Özlem

yağmur yine seni hatırlattı

yildiz_gozlu

· 2 dk okuma

Bu akşam yine yağmur başladı biliyor musun, camdan dışarı bakıp iki dakika hiçbir şey düşünmemeye çalıştım ama olmadı, hiç olmuyor, sen de biliyorsun olmadığını. Hani bir şehirde yaşarsın, yağmur yağar, sen yine o eski şarkıyı açarsın, sonra kapatırsın, sonra bir daha açarsın çünkü kapatmak da başka bir şeye benziyor ve sen o başka şeye hiç hazır değilsin. İşte tam olarak oradayım. Tam olarak o şarkının ortasında, elim telefonda, açıp kapatıyorum, açıp kapatıyorum, salak gibi.

Biliyorum, okuyan biri şimdi "bırak artık ya" diyecek, hak veriyorum, gerçekten hak veriyorum, ben de kendime aynı şeyi söylüyorum her akşam. Ama insanın içinde kalan cümleler var, hani söylenmemiş, yarım kalmış, bir türlü yerine oturmamış cümleler. Onları yazmadan duramıyorum. Sanki yazarsam hafifleyecek, yazmazsam içimde bir yerde büyüyüp duvar olacak. Bu akşam da yine duvar oldu işte, o yüzden buradayım.

Geçenlerde fark ettim, iki yıl olmuş neredeyse, ilk buluşmamızı düşündüm. İkimiz de ne kadar gergindik, hatırlıyor musun? Sen elini nereye koyacağını bilemezdin, ben iki saat boyunca fincanı çevirip durmuştum, ama konuşmaya başlayınca saatlerin nasıl geçtiğini anlamamıştık, hatta kalkarken dışarısının kararmış olmasına ikimiz de şaşırmıştık. O gün içimden "bu çocukla konuşmak ne kadar kolay" demiştim, hiç unutmuyorum. Kolaydı. Seninle konuşmak hep kolaydı. Zor olan mesafeydi, iki şehrin arasına sıkışan o tuhaf yorgunluktu, hafta sonu planlarının hep yarım kalmasıydı.

O hafta sonu planı hâlâ aklımda. Hani şu sahile gitme planı. Hani şu "bir gün kesin yapacağız" dediğimiz, sonra ertelediğimiz, sonra erteledikçe ertelediğimiz, en sonunda hiç yapamadığımız o plan. Bir gün kesin yapacağız dediğimiz şeylerin hiçbirini yapmadık, biliyor musun? Ve ben bunu düşündükçe sinirleniyorum, sonra hemen yumuşuyorum, çünkü sinirlenecek birini arıyorsam önce kendime bakmam lazım, ama oraya da bakmak istemiyorum.

Bazı akşamlar sana kızıyorum. Hiçbir şey söylemeden gittiğin için değil, hiçbir şey söyleyemediğin için değil, ikimizin de aynı sessizliğe düşüp birbirimizi kurtarmadığımız için. İkimiz de bekledik. İkimiz de "o adım atsın" dedik, kimse atmadı, ve işte şimdi ben yağmurlu bir akşamda oturmuş, sana bunları yazıyorum, sen neredesin bilmiyorum, muhtemelen bir yerlerde, muhtemelen iyisin, umarım iyisindir. Gerçekten umarım iyisindir. Çünkü ben kötü olayım yeter.

Off. Yine mi aynı yere geldim.

Neyse. Demek istediğim şu: sana kızgınım, sana kırgınım, ama asıl şu: seni özledim. Yani özlemek ne kelime. Bazen bir ses duyuyorum, iki saniye duruyorum, "bu o mu" diye, sonra kendime gülüyorum, çünkü olamaz, imkânsız, ama işte iki saniye duruyorum. İnsan iki saniyede bu kadar çok şey yaşar mı? Yaşıyormuş.

Bu yazdıklarımı göndermeyeceğim, biliyorsun. Belki bir gün gönderirim, belki hiç göndermem, ama burada duruyor. Defterde duruyor. Bir yerlerde duruyor. Yağmur yağdığında açarım, kapatırım, açarım. Sen de bir yerlerde bir şarkı duyduğunda bir saniye duruyorsan eğer, o zaman bil ki ben de duruyorum. Aynı saniyede, aynı şarkıda, aynı yarım kalmış sahilde.

Yağmurun altında ıslanma, hasta olursun. Ben zaten ıslandım, ama neyse.

8,6 / 10

Giriş yap, bu yazıya puan ver.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk sözü sen söyle.

Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.

Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar