23:38, Kiraz Ağacına Mektup
Saat 23:38. Pencerede ekim yağmuru, camda damla izleri. Çocuklar uyudu. Mutfakta yine o sessizlik. On dokuz yılın ardından bir insanın en çok neyi özlediğini sanıyordum; meğer en çok sesi özlüyormuşsun. Kapının açılma…
Etiket
Saat 23:38. Pencerede ekim yağmuru, camda damla izleri. Çocuklar uyudu. Mutfakta yine o sessizlik. On dokuz yılın ardından bir insanın en çok neyi özlediğini sanıyordum; meğer en çok sesi özlüyormuşsun. Kapının açılma…
Saat 03.27. Dışarıda yağmur var. Ekim yağmuru. İnce. Israrlı. Uyuyamadım. Yatakta dönüp durdum. Sonra kalktım. Mutfakta ışığı yakmadım bile. Karanlıkta oturmak iyi geliyor bazen. Kimse görmüyor. Kimse sormuyor. Yeni ev…
Saat on bir, camda hafif bir yağmur var. Ekim yağmuru, yazınkilerden farklı; daha yavaş düşüyor, sanki acele etmesi gereken bir yeri yok. Kütüphanenin üçüncü katındayım, her zamanki pencere kenarında. Kaloriferler yeni…
Saat 22.56. Dışarıda yağmur var. Ankara'nın eylül sonu yağmuru... Camda ince bir çizgi halinde akıyor. Mutfaktaki çaydanlık henüz sıcak. Salonda televizyon açık. O kanal değiştiriyor. Ben bu ekranın ışığında yazıyorum…
Sana yine yazıyorum, yine yazamıyorum. Surların dibindeki o evin onarımı biteli çok oldu ama benim onarımım bitmedi galiba. Bu akşam yine önünden geçtim. Işık yanıyordu. Perdenin rengi değişmiş; sarıydı eskiden, şimdi…
Saat 13.47. Kütüphanenin arka sırası, her zamanki yerim. Camdan bakıyorum; sonbaharın ilk yağmuru yağıyor. Hava o kokuyu taşıyor, toprakla ıslak asfaltın karıştığı... İlk bahara benzemiyor ama yine de güzel. Bugün dokuz…
07:21, hava güneşli, camlar bile parlıyor... ben hâlâ yağmurluyum. Sana yazıyorum, tıpkı her sabah olduğu gibi. Sadece bu sefer kâğıt yok, sadece metro camı ve buharı üstüne parmağımla çizdiğim harfler var. Bir durak…
Sabah 06.40, yağmur var. Akşam 20.55, hâlâ yağmur var. İstanbul bugün benimle aynı fikirde. Dükkânı kapattım. Kasayı sayıyorum. Üç kere saydım, üç kere eksik çıktı. Sen olsan 'harçlığı nereye koydun' derdin. Ben de…
Adagio — temposu yavaş, ama bırakması en zor olan bölüm. Temmuzun son gecesi, Trabzon'da yağmur yine sözünde durdu. Konservatuvar kapandı, hocalar gitti, ben sınıfta kaldım; pencereden Değirmendere'nin kokusu geliyor…
Bugün Trabzon'da öğlen saatlerinde bir yaz yağmuru bastırdı, denizden gelen rüzgâr kafenin camlarını bir güzel çarptı, ben de köşe masamda oturup o yağmuru izledim durdum... İnsanın yağmura bakıp hiçbir şey düşünmediği…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar