Kordon'da bu saatte
Sevgilim. Cumartesi gecesi. Ben yine uyuyamadım. Yine telefon elimde. Yine aynı şeyi yapıyorum: yazıyorum, siliyorum, yazıyorum, siliyorum. Sonra hiç göndermiyorum. 🙈 Bu kaçıncı cumartesi be? Saymadım. Sayamıyorum…
Sevgilim. Cumartesi gecesi. Ben yine uyuyamadım. Yine telefon elimde. Yine aynı şeyi yapıyorum: yazıyorum, siliyorum, yazıyorum, siliyorum. Sonra hiç göndermiyorum. 🙈 Bu kaçıncı cumartesi be? Saymadım. Sayamıyorum…
Canım, hâlâ o iki kelimenin içindeyim. "Merhaba, nasılsın." Bu kadar işte. Ama ben o iki kelimenin altında yılları görüyorum ya, belki de sorun bende. 🙈 Akşam oldu, hava yeni serinledi. Telefonu elime alıyorum…
Bu gece yine uyuyamadım. Çocuklar uyudu, ev sessiz. Mutfakta bir bardak su içtim, salona geçtim, kanepeye oturdum. Telefon elimde. Açtım, kapattım, yine açtım. Hani şu kayıtta güldüğün an var ya... işte o. Her seferinde…
Zaten biliyorsun, canım. Bu saatte yine balkondayım. İçim de yanıyor işte. Hani şu ilk mesajın vardı ya... HANİ ŞU “günaydın” DİYE BAŞLAYAN O MESAJ!!! Sen attın, ben on kere okudum. Ekranı kapatıp açtım, hâlâ orada mı…
Yine kutuyu açtım. Yine. Ama bu sefer farklıydı bişi. Taktım o küpeleri bu gece. Aynanın karşısına geçtim, saçımı topladım, tam düğündeki gibi yaptım. O gün de böyle toplamıştım çünkü. Sen 'bu hâlin çok güzel' demiştin…
Geçen sene bu zamanlar tanışmıştık ya hani, o kalabalığın içinde bir tek seninle gülmüştüm. Şimdi düşünüyorum da, o gün her şey belliymiş de ben anlamamışım. Salaklık bende işte, ne diyeyim. Bugün yine açtım o…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar