Şu fotoğrafa bakıyorum da... o gece ne kadar da güzel gülümsemişim.
Şu fotoğrafa bakıyorum da... o gece ne kadar da güzel gülümsemişim. Hatırlıyor musun, hani o düğün. Sen karşı masada, ben annemin yanında. Bir kere bile yan yana gelemedik ya, işte bütün mesele bu.
Sevgilim... yok, sevgilim diyemem artık sana. Ama içimden hep öyle geçiyor be. O gece bana bakışın vardı ya, hani şu köşeden, kimse görmeden. Ben de sana bakmıştım da annem dirseğimi dürttü, "otur düzgün" dedi. Düzgün oturdum. Hep düzgün oturdum zaten.
Sen bana o kış akşamı "sen ailenin sözünden çıkmazsın" dediğinde... ya, ben sana ne diyecektim ki? "Çıkarım" mı? Çıkamazdım işte. Ama söyleyemedim. Söyleyemediğim o cümle hâlâ boğazımda duruyor. "Kal." Sadece bu. Kal deseydim, belki... belki diyorum işte, belki.
Şimdi kırk üçümdeyim ve o fotoğraftaki kadını tanımıyorum. O gülüşü kimindi, neye gülüyordu, bilmiyorum. Kendime kızgınım, sana değil. Sana değil be. Kendime kızgınım. Keşke o gece masanın altından elini tutsaydım. Keşke.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.