Sana hiç gönderemediğim mektup
Yine o fotoğrafı açtım. Hani kantinde yan yana oturduğumuz o ilk gün, biri bizi çekmişti de ikimiz de kameraya bakmamıştık. Ben sana bakmışım, sen gözlerini kısmışsın. Yıllardır o fotoğraf bende duruyor, ne silebiliyorum ne de açıp uzun uzun bakabiliyorum. Bir tek gece yarıları… 🌙
Çekmecede duran o mektubu da yine elime aldım. Kaç kere oldu bilmiyorum. Ama hep aynı yerde takılıyorum: "Keşke o gün sana…" İşte orda duruyorum. Sonrasını yazamıyorum. 🥺 Biliyorum ne yazmak istediğimi, ama yazınca senin o gün söylediğin sözün yanında küçük kalıyor, yetmiyor gibi geliyor.
Üzerinden iki yaz geçti. Ben hâlâ o cümleyi düşünüp duruyorum. Sen hiç düşünüyor musun, yoksa çoktan kapattın mı o sayfayı? 🙉 Belki de sormamam lazımdı… bilmiyorum.
Senin özrünü çok bekledim, biliyorum. O zaman öyle kırılmıştım ki, özrün gelince bile geç kalmış gibiydi 🖤 Sonra diyorum ki keşke ben de erken söyleyebilseydim, ben de kırdım seni diye. Sonra bir de diyorum ki iyi ki susmuşum. Hangisi doğru, onu da bilmiyorum…
Şimdi bu satırları yine sana yazıyorum. Göndermeyeceğim, gönderemem. Burda kalsın, bende kalsın. Sen hiç duyma, sessiz bir özür olarak dursun şu satırlarda 😔
Allah'a emanet ol, nerede olursan ol. 🤍
Giriş yap, bu yazıya puan ver.