Raftaki O Kitap
Kitapçıya yine gittim bugün. Tek başıma. Sen yokken de gidiyorum bazen, biliyor musun? O rafa bir daha uzanayım diye değil, sadece orada durmayı sevdiğim için. Aynı rafın önünde bir süre kaldım, elimi kitaplara dokundurdum, sonra çıktım. Kimse gelmedi, kimse gülmedi, kimse “aynı kitaba mı uzanıyorduk” demedi. Ama ben yine de gülümsedim. Kendi kendime.
Bugün tam iki yıl oldu. İki yıl önce bu akşam, arkadaşının doğum gününde, sadece birkaç kelime konuşmuştuk. Hatırlıyor musun, ne dediğimizi bile zor hatırlıyorum. Bir şey sormuşsun, ben cevap vermişim, sonra müzik değişmiş, sonra bir daha konuşamamışız. Aylarca sadece ekrandan gördüm seni. Beğeniler, hikâyeler, hiç yazmadığım mesajlar. İçimden “yaz” dedim, “yaz” dedim, yazamadım. Sonra o kitapçı. O raf. O an.
O gün senin elin de aynı kitaba uzanmıştı, benimki de. İkimiz de geri çektik, sonra ikimiz de tekrar uzandık, sonra birbirimize baktık ve güldük. Sen “sen al” dedin, ben “yok sen al” dedim. Kitabı almadık, ama konuşmaya başladık. Sonra sana “bu kitabı okuyacak mısın” dedim, sen “okurum” dedin. Okudun mu, bilmiyorum. Ama ben senin önerdiğin her kitabı okurum, bunu biliyorum.
Şimdi her şey yolunda. Çok şükür, gerçekten yolunda. Beraber uyuyoruz, beraber uyanıyoruz, bazen tartışıyoruz, bazen aynı şeye aynı anda gülüyoruz. Ama içimde bir yer var, hani şu sol tarafımda bir yerde, hep korkuyla bekliyor. Bir gün bu da bitecek mi diye korkuyorum. Ya yine aynı şeyler olursa? Ya sen de bir gün gidersen? Ya ben yine o rafa tek başıma uzanırsam?
Sana bunu söyleyemiyorum. Söyleyince ne diyeceksin, biliyorum: “Saçmalama.” Ama saçmalamıyorum ki. Sadece korkuyorum. Mutlu olduğum için korkuyorum. Ve ben bunu daha önce öğrendim. Sen de öğrendin. İkimizin de canı yandı bir zamanlar, ikimiz de biliyoruz o acıyı.
Ama seninle olmak istiyorum. Korkarak da olsa, temkinli de olsa, seninle olmak istiyorum. Bugün kitapçıdan çıkarken sana bir mesaj attım, gördün mü bilmiyorum. “İyi ki” yazdım sadece. İyi ki ne, onu yazmadım. İyi ki varsın demek istedim. İyi ki o rafa uzanmışsın, iyi ki o gün gülmüşsün, iyi ki şimdi yanımdasın.
Bu mektubu sana vermeyeceğim. Yine vermeyeceğim. Ama yazdım işte, içim rahatladı biraz. Yarın sabah uyandığında, beni mutfakta çay yaparken bulacaksın yine. Ve ben sana gülümseyeceğim, hiçbir şey olmamış gibi. Ama içimden bir şey diyeceğim: lütfen kal. Lütfen bu sefer bitmesin.
İyi geceler. Uyuyorsun şimdi, nefesini duyuyorum. Bu sesi çok seviyorum. Bu ses hep olsun istiyorum. 🌙
Giriş yap, bu yazıya puan ver.