O yastığı hâlâ saklıyorum
Bu saatte uyumam lazımdı ya da bu saatte uyumuş olmam lazımdı. Yarın erken kalkacağımı biliyorum. Ama yatağa girdim, telefonu elime aldım, sonra aklıma o geldi. Yine. Bir yıldan fazla oldu be, bir yıldan fazla. Ve hâlâ bazen gözlerimi kapatınca sesini duyuyorum, o tok sesini, o 'tamam mı' deyişini.
Nefret ediyorum bundan. Gerçekten nefret ediyorum. Çünkü sen gittin, ben kaldım. Sen bir yere yerleştin, ben hâlâ bu odada, bu yatakta, o çift kişilik yastıkla boğuşuyorum. Evet, yastığı suçladım. İnan bana, suçladım. 'Sen de mi onun tarafındasın' dedim kendi kendime. Deli miyim neyim.
Sen hep 'sen kendini sevmiyorsun, ben seni seviyorum yetmiyor' derdin. O lafı duydukça içim titrerdi, kızardım sana. Suçlama sanırdım. 'Ben seni seviyorum işte, daha ne istiyorsun' derdim. Ama sen haklıydın. Ya, sen haklıydın ve ben bunu bir yıl sonra anladım. Bir yıl sonra! Ne kadar geç, ne kadar acı.
Geçen gün eski deftere döndüm yine. Hani şu ilk aylarda doldurduğum, her sayfasında senin adının geçtiği deftere. Okudum, okudum... sonra kendi kendime güldüm. Gülmek mi, ağlamak mı, bilmiyorum. Ama güldüm işte. Çünkü o kız, o satırları yazan kız, seni değil, senin onu sevmeni seviyormuş. Bunu şimdi görüyorum, şimdi. Ve bu beni deli ediyor.
İçimde sana karşı bir öfke var. Ama artık kendime daha çok kızgınım. Çünkü sen söylemiştin, ben dinlememiştim.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.