O mesaj
Telefonu elime alıyorum, ekranı açıyorum, o mesaja bakıyorum. Kapatıyorum. Bir daha açıyorum. Tek kelime, bir soru işareti: "nasılsın?"
Nasılsın... Bunu bana sen mi soruyorsun? Yıllar sonra, bir cumartesi akşamı, hiçbir şey olmamış gibi. Kalbim ağzıma geliyor her seferinde, sanki ilk kez okuyormuşum gibi 🙈 Kaç kez açtım sayamadım artık. Kaç kez yazmaya başlayıp sildim, onu da sayamadım.
İlk gün hemen cevap verecektim, veremedim. "İyiyim, sen nasılsın" yazdım, sildim. "İyiyim" yazdım, sildim. Sonunda hiçbir şey yazamadım. Çünkü içimde o kadar çok şey var ki, hiçbiri tek kelimeye sığmıyor..
Biliyor musun, ayrılan bendim. Kendi kararımdı. Ama pişmanlık diye bir şey var ya, işte o beni hiç bırakmadı. Yıllarca içimde taşıdım. Sonra hayatımı kurdum, düzenimi kurdum, her şey yerli yerinde görünüyor. Ama şimdi sen bir "nasılsın" ile o düzeni sarsıyorsun ve ben ne yapacağımı bilmiyorum…
Eskiden beraber dinlediğimiz o şarkı hâlâ listemde. Açamıyorum. Ortasına gelince sesim kırılıyor, boğazımda bir şey düğümleniyor. Kapatıyorum. Telefonu bırakıyorum. Sonra yine alıyorum. Yine o mesaj. Yine aynı tek kelime.
Ne yazacağımı düşünmekten uyuyamıyorum. Sabaha karşı dalıyorum, rüyamda seni görüyorum, uyanınca telefonu kontrol ediyorum, belki bir şey daha yazmışsındır diye. Yazmamışsın. Sadece o tek soru duruyor orada. Cevapsız. Benim yüzümden cevapsız..
Şimdi ne olacak bilmiyorum. Belki yarın cesaret ederim, belki bir hafta daha bakar dururum. Ama şunu biliyorum ki o mesajı silmeyeceğim. Ben sildikçe geri gelecek gibi geliyor. Çünkü sen "nasılsın" diye sorduğunda, aslında "ben hâlâ buradayım" demişsin gibi geliyor bana. Ve ben... ben hâlâ orada mıyım, onu bilmiyorum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.