O gece yarısı uyandım yine
Seni yine rüyamda gördüm. Ama bu sefer kaza yoktu, hastane yoktu, hiçbir şey yoktu. Sadece sen vardın, o ilk geceki gibi gülüyordun. Arkadaşımın doğum günüydü, hatırlıyor musun? Ben bir köşede oturuyordum, sen gelip yanıma oturdun, sabaha kadar konuştuk. Sabah olmasın diye dua ettim, gerçekten dua ettim. Sen de öyle hissetmiş olacaksın ki, ayrılırken elimi tuttun. İlk kez. O an ne hissettiğimi hâlâ unutmadım, unutamıyorum.
Uyandığımda yastığım ıslaktı. Yine. Her seferinde aynı şey: gözümü açıyorum, yanım boş, ve o boşluğu doldurmak için önce sana kızıyorum. Neden gittin be? Neden o sabah o arabaya bindin, neden beni bırakıp gittin? Sana sormam gereken o kadar çok şey var ki. Ama sonra... sonra öfkem geçiyor, yerine öyle bir ağırlık çöküyor ki, kızdığım için kendime kızıyorum. Sen istemedin ki bunu. Sen de istemedin.
O tişörtünü yine çıkardım dolaptan. Hani şu gri olan, yakası biraz esnemiş. Kokluyorum. Kokusu gittikçe azalıyor, biliyor musun? Her yıkayışta biraz daha kaybediyorum seni. Bazen yıkamaya kıyamıyorum, öylece katlayıp koyuyorum kenara. Delilik işte. Ama dur, bana bunun delilik olduğunu söyleme. Söyleme, çünkü ben de biliyorum ve yine de yapıyorum.
O son mesajı düşünüyorum. Gönderdiğim son mesajı. "Seni seviyorum." Cevap gelmedi. O gün gelmedi, o gece gelmedi, bir daha da hiç gelmedi. Ben cevabı beklemedim aslında, sadece söylemek istedim. Ama şimdi öyle bir yerde duruyor ki o cümle... karşılıksız kaldı. Cevapsız kaldı. Ve ben o mesajı her gün açıp okuyorum, sanki birazdan bir şey değişecekmiş gibi. Değişmiyor. Değişmiyor be.
Keşke demiş olsaydım, diyorum. Keşke son vedalaşmamızda yüzüne karşı söyleseydim, telefonun ekranında değil, gözlerine bakarak. Ama bilmiyordum. Kim bilirdi ki? O sabah telefonu görmeden önce her şey normaldi. Her şey normaldi ve ben hiçbir şey söylememiştim. Söyleyemedim. İşte en çok buna yanıyorum. Söylenmemiş sözlerin ağırlığı.
Şimdi her akşam buradayım. Yazıyorum. Sana yazıyorum, ama sen okumuyorsun. Belki bir yerde okuyorsundur, bilmiyorum. Bilmiyorum ya, belki de bu beni ayakta tutan tek şey: yazdığımı okuduğunu düşünmek. Seni seviyorum. Hâlâ. Kızgın olsam da, kırgın olsam da, hâlâ. Bunu bir tek ben biliyorum artık, bir de o cevapsız kalan mesaj biliyor.
Bazı sabahlar hiç olmasın istiyorum. Ama oluyor işte.
Neredeysen, orada iyi ol. Bana da sabır ver, diye dua ediyorum. Her gece. Ama biliyor musun, bu gece biraz daha zor. Yine o rüya yüzünden. Yine senin gülüşün yüzünden...
Giriş yap, bu yazıya puan ver.