Gönderilmemiş mektupların ilki
Canım,
Sabah çayı koydum, sonra içmeden bıraktım. Evin sessizliği bu saatte bir garip. Eskiden bu vakitlerde seni düşünerek uyanırdım, şimdi seni düşünerek uyuyamıyorum.
Üç yıl olmuş tanışalı. Arkadaşının doğum günüydü, hani şu kalabalık masa. Sonra bir baktım bütün gece seninle konuşmuşuz. Sonraki her hafta sonu yürüdük sokaklarda, hatırlıyor musun. O yürüyüşlerde dinlediğimiz şarkıyı geçen gün markette duydum, olduğum yerde kaldım. Sepet elimde, öyle durdum. Reyonun ortasında…
Sana kızgınım biliyor musun. Kapıyı çekip gittin ya, ona kızgınım. Ama asıl kendime kızgınım. Son konuşmamızda, hani o akşam mutfakta ayakta duruyorduk, sen bir şeyler söyledin, ben sustum. Bağırsaydım keşke. "Otur, konuşalım" deseydim, belki… Belki o zaman bu mektupları yazıyor olmazdım.
Yine de yazıyorum işte. Göndermiyorum ama yazıyorum. Belki okursun, belki okumazsın…
Canım, iyi ol. Neredeysen, umarım iyisindir. 🤍
Giriş yap, bu yazıya puan ver.