Ekran görüntüsünü sildim, seni silemedim
Yine o ekran görüntüsüne baktım az önce. Hani şu sabaha karşı çektiğim, mesajlaşma ekranının bir kısmı görünüyor sadece, üstte adın, altta "iyi geceler canım" yazıyor. Ben onu her açtığımda aynı yerde duruyorum işte. Parmaklarım üstünde geziyor ama silemiyorum… silmek istemiyorum. İkisi arasındaki farkı bilmiyorum artık.
Ne yapıyorsun şimdi? Bu saatte uyumuşsundur muhtemelen. Ben burada, bu odada, bu yatakta, telefon elimde oturuyorum. Sesini unutmadım. Ama bir gün duysam hemen tanır mıyım, emin değilim. Tuhaf.
Bak yine başladım. Hep aynı yerde takılıyorum. Sana söyleyecek o kadar çok şey var ki… ve hiçbiri gönderilmiyor. Çekmecede bir mektup var, üç sayfa, sonunu getiremedim. "Sen gidince ben…" diye başlıyor cümle ama devamı gelmiyor. Kalem kırıldı sanki, elimde kaldı. Bir mektubun ortasında susmak nasıl bir şey bilir misin? Ben bilirim. Her gün.
Kızmak istiyorum sana. Gerçekten istiyorum. "Yeni bir hayat kurdum" dediğin o gün, telefonu kapatınca ne yaptığımı hatırlıyorum. Hiçbir şey. Öylece kaldım. Ama sonra… sonra yine o ekran. Yine adın. Ve ben yine susuyorum. Kızamıyorum bile doğru düzgün. Neden bilmiyorum, belki kızsam özlemem de bitecek diye korkuyorum. Bitmesini istemiyorum çünkü.
Bu saate kadar oturmamın bir sebebi yok aslında. Uyusam, rüyamda görürüm diye korkuyorum belki. Ya da görmem diye. İkisi de kötü. Bu gece de yine o ekran, yine ben, yine sen. Ama sen yoksun. Hiç olmadın belki de o kadar. Belki ben sadece bir cümlenin ortasında kaldım ve çıkamıyorum.
Göndermeyeceğim bunu da. Biliyorum. Ama yazdım işte. İçimde durmasın diye. Sen de bil istedim… bir yerlerde birinin hâlâ yarım kalmış bir cümleyle yaşadığını. 🙈
Giriş yap, bu yazıya puan ver.