Bugün yine o mesajı düşündüm.
Bugün yine o mesajı düşündüm. Hani şu yazıp yazıp sildiğim. Bir türlü gönderemediğim. Elimde telefon, harfler tek tek diziliyor, sonra başparmağım geri silme tuşuna basıyor ya. Sanki içimden bir ses "gönderme" diyor. Ama asıl ben göndermek istiyorum, işte sorun da tam burada be.
İki yıl oldu tanışalı. O gece sabaha kadar konuşmuştuk, hatırlıyor musun? Ben hâlâ hatırlıyorum, her detayı. Sabah olunca "bu kadar konuşacak ne bulduk" demiştim, gülmüştük. Şimdi aramızda üç saatlik yol var ve ben o üç saate sığdıramıyorum hiçbir şeyi. Aramalar seyreldi, sen yoğunsun, ben de biliyorum ama... bilmek yetmiyor ya.
Keşke demek istemiyorum aslında. Keşke demekten nefret ediyorum. Ama içimde kalan hep o. Keşke o mesajı gönderseydim. Keşke her hafta görüşmeye devam etseydik. Keşke ben de biraz daha sabırlı olsaydım. Bak yine başladım işte, kendimi düzeltmem lazım... Keşke demeyeyim diyorum ama içimde kalan şey tam olarak bu.
Özlem bir şekilde geçiyor, alışıyorsun. Ama söyleyemediğin cümleler birikiyor be, birikiyor ve içinde bir yerlerde ağırlık yapıyor. O mesajı hâlâ silemiyorum. Taslaklarda duruyor. Açıp bakıyorum bazen, sonra kapatıyorum. Göndermek istemiyorum artık, sadece orada dursun istiyorum. Sana hiç söyleyemediğim şeylerin kanıtı gibi.
Sen iyisindir inşallah. Ben de iyiyim. Ama bazen öğleden sonraları böyle oluyorum işte, elimde telefon, o silinen cümleyle baş başa 🙈
Giriş yap, bu yazıya puan ver.