Bugün tam bir yıl oldu
Bugün tam bir yıl olmuş. Geçen sene bu zamanlar seninle bir düğündeydik, hatırlıyor musun? Ben o gün giydiğim elbiseyi hâlâ dolabın en arkasında asılı tutuyorum. Ne atabiliyorum ne de giyebiliyorum. Öylece duruyor işte.
Düğünde oynarken bir ara dışarı çıkmıştık, hatırlıyor musun, hava serindi, ben üşümüştüm de sen ceketini omzuma atmıştın. Sonra ikimiz de hiçbir şey söylemeden geri dönmüştük içeri. O an çok mutluydum. Şimdi düşünüyorum da, o ceket omzumdayken belki de biz zaten bitiyorduk, kim bilir. Ama o gün hiç öyle hissetmemiştim.
Bu sabah kalktım, kahve yaptım. Kendime bir tane, sana değil. Alışkanlık işte, elim iki bardağa gidiyor bazen, sonra çekiyorum. Salonda bir süre öyle oturdum. Kedi geldi yanıma, kucağıma yattı. Seni soruyor gibi bakıyor bazen, saçmalıyorum belki ama öyle hissediyorum.
Kızgın olduğum anlar çok. Sana çok kızgınım aslında. İki yıl boyunca aynı kavgaları döndürüp durduk, her seferinde aynı yerde patlıyorduk ve hiçbirimiz o yerden bir adım öteye geçemedik. Sen de geçemedin. Ben de. Ama insan kızdığı halde bile özlüyor işte, bu çok saçma. Kızıyorum, sonra bir bakıyorum ki seni düşünmüşüm yine.
Düğün fotoğraflarına baktım dün gece. Hani şu birlikte çekildiğimiz fotoğraf... Sen gülüyorsun, ben sana bakıyorum. O fotoğrafta ben seni ne kadar sevmişim, gözlerimden belli. Şimdi bakınca canım yanıyor.
Bugün o günü tek başıma geçiriyorum. Bir yıl oldu. Sen bilmiyorsun bile belki, hatırlamıyorsun belki. Ama ben sabah gözümü açtığımdan beri bununla yaşıyorum.
Keşke diyorum. Keşke o ceket hâlâ omzumda olsaydı.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.