Bugün oğlunun doğum günüydü.
Bugün oğlunun doğum günüydü. Benim oğlumun değil, senin oğlunun. Takvimden baktım, sessizce. Kimseye bir şey söylemedim. Ama içimde bir yer hâlâ o günü, o şarkıyı, o telefonun çalmayışını taşıyor. Sen o gün aramadın ya. Ne beni ne de... neyse.
Bak yine başladım. Kendime söz vermiştim, bugün ağlamayacağım diye. Annemin yanındaydım akşam, çay koydu, ellerimi tuttu, hiçbir şey sormadı. Anneler bilir ya, sormadan anlar. Ben de gülümsedim, "iyiyim" dedim. İçimden bir ses "YALAN SÖYLÜYORSUN" diye bağırdı ama duymadım, duymak istemedim.
Seni özlüyorum. Bunu yazmak bile zoruma gidiyor ama özlüyorum işte. Sesini, o kahkahayı, çocuklarla şakalaşmalarını. Bana yeniden gülmeyi öğrettiğin o günleri. Sonra da sana kızıyorum, hem de nasıl. Kararsızlığına, o yarım kalan sözlerine, eski eşinle hiç bitmeyen o bağa. SEN BANA SÖZ VERMİŞTİN! Hatırlıyor musun? Yok, hatırlamazsın. Hatırlamak işine gelmez.
Şimdi bu satırları yazarken pencere açık, dışarıda bir yaz akşamı, insanlar aşağıda gülüşüyor. Ben burada seninle konuşuyorum, sen yoksun. Ama sen artık yoksun, bunu biliyorum. Yine de... bir mesaj gelse, tek bir "iyi misin" yazsan, ne yapardım? Bilmiyorum. Belki cevap bile vermezdim. Belki ilk ben yazardım.
Allah'ım, ne kadar zormuş bu. İçimde bir yerde hâlâ o umut var ya, işte ondan korkuyorum. Sönmedi bir türlü. Ben onu söndürmeye çalıştıkça o daha da büyüyor.
Oğlunun doğum günüydü bugün. Ben hâlâ bekliyorum. Aptalım, biliyorum. Ama bekliyorum işte.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.