Bu gece yine açtım o pencereyi.
Bu gece yine açtım o pencereyi. Boş. Sadece boş. Bir şey yazmıyorum artık, yazacak bir şey de yok zaten.
Alıştım sanmıştım. Sonra ses kaydını dinledim. Hani şu silmediğim. Üç cümle, belki dört. "İyi geceler, rüyamda görüşürüz." Ne kadar safmışız. Ne kadar uzakmışız birbirimizden aslında, iki şehir değil sadece.
Artık ağlamıyorum. İnan bana, ağlamıyorum. Ama her tren geçişinde camdan bakıyorum. Alışkanlık işte. Bir gün o trenden ineceksin diye değil. İnmeyeceğini biliyorum. Sadece... bilmiyorum. Bakıyorum.
Özlemekten yoruldum. Yoruldum. Ama bırakamıyorum da. Bu ne biçim iş anlamadım.
Annem diyor ki "artık kendi yoluna bak." Haklı. Herkes haklı. Ama insanın içindeki o ses, o kayıttaki ses, bir türlü susmuyor. Sen sustun, o susmuyor. Ne tuhaf.
Kızmıyorum artık sana. Kızmayı da bıraktım. Sadece sessizce duruyorsun aklımın bir köşesinde. Rahatsız etmiyorsun. Etmiyorsun işte, orada duruyorsun sadece.
Bugün pazartesi. Yarın yine bir gün. Geçecek. Hepsi geçiyor.
Ama bu gece bir kez daha dinleyeceğim o kaydı. Sonra kapatacağım. Sonra yatacağım. Sonra...
Giriş yap, bu yazıya puan ver.