Bu Gece Uyumadım
Bu gece uyuyamadım. Yanımda uyuyorsun, nefesini duyuyorum. Bazen farkında olmadan sayıyorum, sonra kendime gülüyorum, ne alaka diye. Uyandırmak istemedim seni. Kalktım, mutfağa gittim, çay koydum kendime. Camdan baktım, sokak lambası yanıyor, bir kedi geçti aşağıda. Birden sana yazmak geldi içimden. Yanındayken sana mektup yazmak tuhaf, biliyorum. Ama bazı şeyler var ki söyleyince sesim titriyor, yazınca elim daha cesur oluyor.
Seni ilk gördüğüm geceyi hatırlıyor musun? Doğum günüydü, kalabalıktı, ben tanımadığım insanların arasında bir tabak tutuyordum. Sen geldin, birkaç kelime ettik, sonra dağıldı. O gece eve dönerken aklımda kalmıştın ama itiraf edeyim, adını bile tam öğrenememiştim. Sonra aylarca sadece ekrandan gördüm seni. Bir fotoğrafında gülüyordun, ben durup baktım. Kimseye söylemedim. Kendime bile. 🙈
Sonra o kitapçı. Aynı rafa aynı anda uzandık. İkimiz de geri çekildik, ikimiz de güldük. O an içimden bir şey geçti, hani bazen bir an olur, anlarsın bir şey başlıyor. O gün seninle saatlerce konuştuk. Kitabı almadan çıktık ikimiz de, aslında kitaba hiç bakmadık bile. Eve döndüğümde yüzüm ağrıyordu gülmekten.
İlişkimiz yavaş ilerledi. İkimiz de biliyorduk neden. İkimiz de yaralıydık, ikimiz de bir yerlerde bir kapıyı kapattığımızı sanmıştık ama kapanmamıştı. Sen bana geçmişinden bahsettiğinde sustum, dinledim. Ben sana anlattığımda sen de sustun, dinledin. O susmalar iyi geldi bana. Çünkü kimse kimseyi acele ettirmedi. Beraber bekledik.
Şimdi her şey yolunda. Bunu yazarken elim titriyor, çünkü 'yolunda' kelimesi beni hep korkutmuştur. Sanki söyleyince bozulacakmış gibi. Tadını çıkar diyorum kendime. Ama içimde bir yer var ki hep tetikte. Hep bir çanta hazır tutuyor. Bunu sana hiç söylemedim. Şimdi söylüyorum.
Ya yine aynı şeyler olursa diye korkuyorum. Ya bu da biterse. Ya bir sabah uyanırım, yan tarafta sen yoksundur. Ya bu çay, bu gece, bu nefes sayma işi bir gün sadece bir hatıra olur.
Korkuyorum işte.
Ama sonra dönüp yatağa bakıyorum. Orada yatıyorsun. Kolun yastıktan sarkmış, saçın dağılmış, hiçbir şeyden haberin yok. Ve bir şey oluyor içimde, o tetikte bekleyen yer biraz gevşiyor. Çünkü sen varsın. Şu an varsın. Ve şu an, şu saatte, bu mutfakta, bu çayın buharıyla birlikte, içim rahatlıyor işte. Başka türlü söyleyemiyorum.
O rafa hâlâ gidiyoruz bazen. Aynı kitapçıya. Aynı rafa. Sen elini uzatıyorsun, ben gülüyorum. Kitabı bu sefer alıyoruz. Sonra oturup o günü konuşuyoruz, her seferinde yeni bir şey hatırlıyoruz. Sen 'ben o gün ellerimin titrediğini söylemedim' diyorsun mesela. Ben de 'ben de sana söylemedim, o gece eve gidince adını aradım ama bulamadım' diyorum. Ve gülüyoruz.
Belki bir gün bu mektubu sana okurum. Belki okumam. Ama şunu bil istiyorum, bu gece uyumadım, çay içtim, seni izledim ve içimden geçen tek şey şuydu:
İyi ki o rafa uzanmışız. İyi ki varsın. ❤️
Giriş yap, bu yazıya puan ver.