Bir adım geride
Az önce yine o şarkıya denk geldim. Nerede duyduğumu sorma, öyle rastgele bir yerde işte. Tam ben başka bir şey düşünürken çaldı ve ben yine kaldım öyle.
Sen o şarkıyı mırıldanıyordun. Kütüphaneden çıkıyorduk, hava soğuktu, sen önümde yürüyordun, ellerin cebinde. Ben arkadan geliyordum. Sesini duydum ve olduğum yerde kaldım. Ya, üç yıl boyunca her gün yanında oturdum, her gün göz ucuyla sana baktım, bir kere bile cesaret edemedim. Bir şarkıyı mırıldanırken duydum da sesini, onu bile söyleyemedim. "Ne güzel söylüyorsun" diyemedim. Bu kadar basit bir şey işte. Bu kadar.
Geçenlerde yine karşılaştık. Kafede. Sen kahveni alıyordun, ben kapıda duruyordum, o an "şimdi" dedim kendime, "şimdi söyle." Sonra sen döndün, gülümsedin, "aa selam" dedin. Ben de "selam" dedim. Sadece selam. 🙈 Sanki ağzımda bir şey vardı da çıkaramıyordum. Sen bana bir şey anlattın, ben dinledim. Sonra o kişiden bahsettin. Gözlerin parlıyordu, anlatırken ellerin hareket ediyordu, sevdiğin belliydi. Ben de dinledim. Gülümsedim. Hatta "çok sevindim senin adına" dedim. Çok sevindim, öyle işte.
Sonra eve geldim. Aynaya baktım ve kendime güldüm. Ya, gerçekten güldüm, alay ettim kendimle. Üç yıl boyunca bir cümle kuramadım. Şimdi sen başkasına âşıksın, ben hâlâ aynı yerdeyim. Ne komik. Bir bilsen ne komik. 🙉
Kaybettiğim şey sen değilsin aslında, bunu anladım artık. Kaybettiğim şey söyleyemediğim o cümleler. "Ben senden hoşlanıyorum." Bu kadar. Üç kelime. Ama ben onları üç yıl boyunca içimde taşıdım ve şimdi nereye koyacağımı bilmiyorum. Sana mı söyleyeyim? Ne diyeceğim, "bak ben sana üç yıl önce âşık oldum ama artık geçti, merak etme" mi? Ya, saçmalama. Öyle bir şey demem. Diyemem.
Bazen diyorum ki keşke o gece yanına gelseydim. Kütüphaneden çıkarken "ne söylüyorsun" diye sorsaydım. Sen de bana gülseydin, belki o şarkıyı birlikte mırıldanırdık. Ama olmadı. Ben arkada kaldım, sen önde yürüdün. Hep böyle oldu zaten.
Şimdi aynı şehirdeyiz, farklı semtlerde. Bazen bir kafede, bazen bir sokakta, bazen kalabalığın içinde. Her seferinde içimden "bir sonraki sefer" diyorum. Bir sonraki sefer söyleyeceğim. Ya, kaç tane sonraki sefer var ki? Bilmiyorum. Ama hâlâ diyorum işte. Alışkanlık olmuş.
Bu şarkıyı her duyduğumda kalbim sıkışıyor. Gerçekten sıkışıyor, fiziksel bir şey bu. Göğsümün ortasında bir yumru. Ve ben o yumruyu seviyorum bir yandan. Çünkü o yumru seninle ilgili. O olmasa belki daha kolay olurdu her şey. Ama daha boş olurdu. Boş olmasını istemiyorum.
Şimdi gece yarısı oldu yine. Yazıyorum. Sana yazıyorum ama göndermeyeceğim. Belki bir gün, çok sonra, bir yerde karşılaşırız, ben sana bunu anlatırım. Belki güleriz. Belki sen "neden söylemedin" dersin. Ben de "bilmiyorum" derim. Çünkü gerçekten bilmiyorum. Korktum işte. Seni kaybetmekten korktum. Ama zaten kaybetmedim mi? Arkadaş olarak kaldık, evet. Ama o cümleyi hiç söyleyemedim. O içimde kaldı, şimdi burada oturmuş bana bakıyor.
Neyse. O şarkıyı duyduğumda hâlâ seni görüyorum. Önümde yürüyen sen. Ellerin cebinde. Sesin havada. Ve ben arkada, bir adım geride, hep bir adım geride.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.