Balkon
Bugün balkona çıktım, çayı koydum, karşıdaki damın üstünde bir kedi uyuyor. Öğleden sonra böyle işte, ne sıcak ne serin. Yine o ekran görüntüsü. Açtım, kapattım. Açtım, kapattım. Bir cümle daha yazsam değişir miydi? Belki de hiçbir şey değişmezdi ama yine de insan soruyor kendine, di mi.
Seni düşündüm sonra. İlk günü. Yürüyüşte yanımda yürürken kelimeleri aramadığımı hatırlıyorum. Kırk üç yaşıma kadar hep susmuşum biriyle konuşurken, hep önce düşünmüşüm ne diyeceğimi. Seninle ilk kez susmadım, susmak zorunda kalmadım. Bunu sana hiç söylemedim. Şimdi söylüyorum işte, geç oldu ama söylüyorum.
Her akşam yazdık, aylarca. Bir kez bile buluşmadık. Bunu düşününce hâlâ içim sızlıyor. Bir kez olsun yüzünü görmek için ne vermezdim, biliyor musun? Ama korktum. Ya konuşamazsak, ya yazdığımız o şeyler gerçek değilse diye korktum. Kendimden korktum aslında, senden değil.
Sonra o mesaj geldi. Başka şehir, düğün. Okudum, bir daha okudum. Cevap yazdım mı? Yazdım. "Hayırlı olsun" yazdım. O kadar. Sonra telefonu masaya koydum ve uzun bir süre hiçbir şey yapmadım.
HÂLÂ AKLIMDASIN!!! Bunu bağırarak yazmak istedim sana, o gün yazamadım. Şimdi yazıyorum işte, kimseye değil, kendime. Belki de hep kendimeydi zaten.
Ama biliyor musun, bugün ilk kez içim acımadı bunu düşünürken. Sadece bir yerimde bir sıcaklık kaldı, hani yıllar önce dinlediğin bir şarkıyı duyunca için bir tuhaf olur ya, öyle. Belki bir gün yine olur. Belki olmaz. Ama umudum var işte, hâlâ var. İnkar edemiyorum bunu. 💛
Giriş yap, bu yazıya puan ver.