Yine o şarkı.
Yine o şarkı. Yine o mesajlar. Aynı yer, aynı saat, aynı ben. Kendime "yine mi" diyorum ama elim telefona gidiyor işte, engel olamıyorum 🙈
Gece yarısı oldu. Uyku tutmuyor. Evdeki bütün sesler kesildi, kafamın içi daha çok konuşuyor. Yine açıyorum o şarkıyı. Hani ilk kez arabanın içinde çaldığında "bunu çok sevdim" dediğin... O gün sesini duymak bile yeterdi bana. Şimdi aynı şarkı çalıyor, sen yoksun, ben buradayım. 🥹
Mesajları okuyorum. Baştan sona. Senin uzun uzun yazdıklarını, benim saçma şakalarımı, bir de şu cümleni: "Bu hafta da geçse de haftaya görüşürüz inşallah." Hepsi orada, silinmemiş, duruyor. Sanki bir gün geri döneceksin de beraber okuyacağız bunları. Ama biliyorum. Sen İstanbul'dasın, işin orada, hayatın orada. Ben burada, kıyıda. İkimiz de biliyorduk aslında... iki yıl boyunca otobüslerde, havalimanlarında, ayda bir görüşmelerde hep bunu taşıyorduk. Yine de insan bir yere kadar dayanıyor işte.
Bazen sana kızıyorum. İçimden. "Neden hiçbir şeyi zorlamadın" diyorum, "ben neden zorlamadım..." Sonra geçiyor. Geçmek zorunda kalıyor. Kızmak yoruyor artık, özlemek zaten yoruyor. 🫠
Şimdi oturuyorum burada. Ağlamıyorum artık. Ama içimde bir yer hâlâ seni bekliyor. Bunu kimseye söylemiyorum, sana da söyleyemem zaten. Sadece buraya yazıyorum...
Giriş yap, bu yazıya puan ver.