Saçak altında kalan
Bu sabah erken kalktım, kordon boyunca yürüdüm. Hava serindi, deniz sakindi. Kalabalık yoktu daha, ben de sessizliği sevdim. Yürürken yine seni düşündüm. Kızmadan, inan bana. Öfkem çoktan geçti, geriye bir burukluk kaldı, içimde duran o ağrı. Hani üşütünce olan ağrı geçer ya, bu geçmiyor işte.
O gün yağmur bastırınca aynı saçağın altına sığınmıştık, hatırlıyor musun? Sen saçlarını düzeltmeye çalışıyordun, ben gülmemek için dudağımı ısırıyordum. Sonra o kahve… hep "son bir kahve daha" derdin, ben de hep gülerdim. Gülerdim çünkü seninle her şey sonsuz gibi geliyordu bana. Aptalmışım.
Şimdi fark ediyorum da, ben hâlâ o saçağın altında duruyorum. Aylar geçmiş… yok, daha fazla. Ama ben hâlâ orada, o yağmurun altında senin gelmeni bekliyorum sanki. Komik, di mi? 🙈
O son mesaj var ya. "Yarın konuşuruz." Ben o yarını hâlâ yaşıyorum bir yerlerde. Her sabah uyandığımda bir saniye bir şey olacakmış gibi geliyor, sonra hatırlıyorum. Sonra susuyorum.
Sevgilim diyecektim… dilim alışmış, ne yapayım. Alışmış işte, kolay silinmiyor.
Neyse. Bugün hava güzel, deniz sakin. Ben de sakinim artık. Seni gördüğümde, bir gün bir yerde, sadece başımı sallarım herhalde. Gülümserim belki. İçim burkulur ama belli etmem…
Giriş yap, bu yazıya puan ver.