Aşk Defteri
Aşk yazıları

Aşk Özlem Mektup

Kar yağsa yine

gulumser

· 2 dk okuma

Bu gece yine uyku tutmadı. Yatağın kenarına oturup o fotoğrafı açtım. Hani şu karlı olan… Saçına kar taneleri düşmüş, gülümsüyorsun. Kaç yıl önce çekildiğini bilmiyorum ama her açtığımda içim üşüyor. Sonra bir bakıyorum, ısınmışım. Sen bunu bana yapıyorsun işte, hiç haberin yok.

O geceyi düşünüyorum yine. Gece yarısı, o sohbet odası, benim uykusuzluğum… Senin tek bir cümlen vardı, hatırlıyor musun? Ben cevap yazmıştım, sen hemen dönmüştün. Meğer sen de uykusuzmuşsun, sen de bir şeyleri unutmak için yazıyormuşsun. O geceden sonra her gece seni bekledim. Ekranın ışığında, elim çay bardağında, gözüm saatte… “Yazdı mı” diye diye geçen geceler…

Yüzünü hiç görmedim. Sesini hiç duymadım. Ama ben seni tanıdım. Kelimelerinden tanıdım. Sen “bugün hava soğuktu” dediğinde ben o soğuğu iliklerimde hissederdim. Bunu sana hiç söylemedim. Söyleyemedim.

Sonra bir gün…

Bir gün yazmadın.

İlk gece “herhalde yorgundur” dedim. İkinci gece “işi vardır” dedim. Üçüncü gece… üçüncü gece bir şey demedim. Sadece bekledim. Hâlâ bekliyorum, biliyor musun? Her akşam o sohbeti açıyorum, en son yazdığın cümleye bakıyorum. “Yarın konuşuruz” yazmışsın. Yarın… Hangi yarın? Kaç yarın geçti aradan?

Ben sana sormadım. Soramadım. Korktum. Ya “artık yazmak istemiyorum” deseydin? Ya “başkası var” deseydin? Ya da… ya da hiç cevap vermeseydin? Sormadım işte. Ama içimde bir yer var ki hâlâ “belki” diyor. Belki bir gün yine yazar. Belki bu gece.

Eski mesajları açıyorum bazen. Baştan sona okuyorum. Senin yazdığın her cümleyi, benim cevaplarımı… Bir yerde “çok yorgunum” yazmışsın. Ben “dinlen o zaman” demişim. Keşke “anlat” deseydim. Keşke “ben buradayım” deseydim. Belki o zaman… belki bırakmazdın. Belki bir şey değişirdi. Ama işte, diyemedim. Hep sustum. Şimdi de susuyorum. Ama bu sefer sana değil… kendime kızıyorum.

Bir fotoğrafa bağlanıp kaldım, evet. Haklısın. Ama ben seni hiç görmedim, sesini hiç duymadım, elini hiç tutmadım. Yine de seni çok özledim. Hem de nasıl.

Bu gece sana yazıyorum. Belki okursun, belki okumazsın. Belki bu satırlar bir yere gider, belki de burada kalır. Ama ben yine de yazacağım. Çünkü içimde tutamıyorum artık. Çünkü her gece aynı fotoğrafa bakıp aynı cümleye dönmekten yoruldum.

Seni seviyorum. Bunu hiç söylemedim sana, biliyorum. Şimdi söylüyorum işte. Geç oldu, belki boşuna… ama söylüyorum. Ve hâlâ bekliyorum. Hâlâ her akşam telefonu elime alıp o sohbeti açıyorum. Hâlâ “belki” diyorum.

Kar yağsa yine, saçına düşse… ben yine o fotoğrafa bakarım. Ve yine seni beklerim.

8,3 / 10

Giriş yap, bu yazıya puan ver.

Yorumlar

  1. O "yarın konuşuruz" cümlesi insanın içinde bir sızı gibi kalıyor, biliyorum. Ben o cümleyi yazana değil, hâlâ o cümleye inanana kızıyorum. 🤍

  2. ruzgarli yazdı: “O "yarın konuşuruz" cümlesi insanın içinde bir sızı gibi kalıyor, biliyorum. Ben o cümleyi yazana değil, hâlâ o cümleye inanana kızıyorum. 🤍”

    O cümleye inanan da benim işte... kızma ona, o sadece beklemeyi seçti. Senin o "yarın"ı hiç unutmayışın beni daha çok sarstı, bir de benimki gibi karlı bir fotoğraf varsa elde, insan her kış biraz daha inanıyor 🤍

Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.

Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar