Kapağı açmadım
Bugün çekmeceyi açtım. Bir şey aramıyordum, öyle canım istedi. O kare en altta, iki mektubun arasında duruyordu. Elimi attım, çektim, baktım. Sonra geri koydum.
O karede ikimiz de çocuğuz. Sen gülüyorsun, ben sana bakıyorum. Fotoğrafçının orada olduğunu bile bilmiyorum. Hâlâ öyleyim işte. Sen bir yere bakarken ben sana bakmayı bırakmadım. Ama artık sofrada senin gözlerin telefonda, benimkiler senin yüzünde, bir türlü buluşmuyorlar.
Kızmak istiyorum. İnan kızmak istiyorum sana. Ama kızacak ne var, kavga yok, kötü söz yok. Sadece sessizlik var. Benim payıma düşen o sessizlik. Ve ben onu büyüttükçe büyütüyorum, sonra dönüp kendime kızıyorum. Neden söylemiyorum? Neden "başını kaldır, bana bak" demiyorum? Diyemiyorum işte. Söylersem bir şey kırılacak diye korkuyorum. Ama çoktan kırıldı, değil mi?
Otobüste tanıdım seni. Her sabah yan yana, hiç konuşmadan. Sonra bir gün sen konuştun. Bunu hiç unutmadım. O günü hatırladıkça hâlâ içim ısınıyor. Aynı otobüste olsak şimdi, yine yanına otururum, yine susarım, yine senin konuşmanı beklerim.
Bugün fotoğrafı çekmeceden çıkarmadım. Ama çekmeceyi de kapatmadım. Orada dursun, diyorum. Belki yarın.
Başını kaldır artık.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.