Geçmişten gelen o fotoğraf
Şu an yine o fotoğrafa baktım. Yine. Kaçıncı oldu bilmiyorum, saymayı bıraktım artık. Açıyorum, bakıyorum, kapatıyorum ve sonra kendime kızıyorum. Sen uyuyorsun şu an, eminim. Ben burada, telefonun ışığında, eski bir fotoğrafla boğuşuyorum. Ya, sana bunu anlatamıyorum işte. Anlatamıyorum çünkü anlatınca ne olacağını bilmiyorum, anlatınca kırılacaksın diye korkuyorum. Ama susunca da ben kırılıyorum, canım yanıyor, hem de nasıl.
Bak, sana yalan söylemeyeceğim. O fotoğrafı silmedim. Silemedim. Bazen açıp bakıyorum ve içimde bir yer sızlıyor, tanıdık bir sızı bu, eski bir sızı. Sanki geçmişten bir el uzanıp kolumdan çekiyor beni. Sonra hemen kendime geliyorum, "saçmalama" diyorum, "git yat." Ama gidemiyorum be. Gidemiyorum. Çünkü o adam bana bir şey bıraktı, sadece kendini değil, bir de bu korkuyu bıraktı. Her mesaja bir sorun arama alışkanlığını bıraktı. Sen "günaydın" yazıyorsun, ben içimden "acaba bir şey mi var" diye geçiriyorum. Sen "bugün biraz yoğunum" diyorsun, ben hemen "tamam işte, soğuyor" diyorum. Ya ben ne yapayım? Kendime kızıyorum, sana kızıyorum, sonra oturup ağlıyorum. Böyle saçma bir döngü.
Sen ilk günlerde çok sabırlıydın. Hatırlıyor musun, ben kaç kere geri çekildim, kaç kere "olmaz" dedim. Sen bekledin. Hiçbir zaman bağırmadın, "tamam" dedin, "ben buradayım." Şimdi düşünüyorum da, o sabrı hak ediyor muyum bilmiyorum. Belki ediyorum, belki etmiyorum. Ama şunu biliyorum: sana kızgın değilim. Aslında sana öfkelenmek istiyorum, kolay olurdu. Ama öfkemi hak etmiyorsun. Ben öfkemi geçmişe saklıyorum, onun için de bu fotoğrafa bakıp duruyorum. Kendime öfkeliyim asıl. "Bırak artık" diyorum kendime. Bırakamıyorum. Seni sevdiğim kadar o sızıyı da taşıyorum, ikisi bir arada olur mu, oluyormuş işte.
Başkası anlatsa ben de "bırak artık kızım" derdim. Siz olsanız ne yapardınız? Söylesenize. Ben de bilmiyorum. Ama şunu biliyorum canım: sen o gece güldüğünde, ben yıllardır ilk defa bir şeyin başlangıcında gibi hissettim. Korktum, çok korktum. Hâlâ korkuyorum. Ya yine aynı yerde kalırsak diye korkuyorum. Ya ben yine aynı hatayı yaparsam. Ya sen de bir gün gidersen. Ama seninle kalmak istiyorum. Vallahi istiyorum. Bunu söyleyemiyorum yüzüne, çünkü söyleyince gerçek olur diye korkuyorum. Saçmalık, biliyorum.
Yarın yine konuşacağız, yine güleceğiz. Ben yine o fotoğrafı silmeyeceğim belki. Ama en azından sana söyledim işte. Bir yere yazdım, gönderdim. Sen bunu okumayacaksın belki, okusan da bilmeyeceksin. Ama ben artık saklamak istemiyorum. Geçmiş canımı yakıyor, evet. Ama sen, sen o acının üstüne bir şey koydun. Adını koyamadığım, koymaya korktuğum bir şey. İyi geceler canım. İyi geceler.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.