Dün gece yine rüyamda seni gördüm.
Dün gece yine rüyamda seni gördüm. Bu sefer elinde mektup yoktu, karşımda duruyordun, gülüyordun. Uyanınca bir süre tavana baktım, o gülüş gözümden gitmedi 😔 Kalktım, perdeyi açtım, sabah ışığı odaya doldu ama benim içim hâlâ karanlıktı işte.
Biliyor musun, iki aydır gelen mektuplarının hepsi üç satır beş satır. Sanki içinden yazmak gelmiyor da zorla yazıyormuşsun gibi. Ben de her seferinde diyorum ki kızmıycam, askerdeki adamın hâli ne olur ki, belki yorgundur, belki komutanları peşini bırakmıyordur. Ama insan yine de alınıyor 😞
Önceki mektupların öyle miydi? İlk mektubunu hatırlıyorum, zarfı elime alınca ellerim titremişti, açmak için makas aramıştım. Kâğıt yumuşacıktı, sanki elinin sıcaklığı üstündeydi. Kurutulmuş bir gülü mektubumun arasına koymuştum, sen de 'kokusu hâlâ duruyor' yazmıştın. Aynı demetten bir gül de benim defterimin arasında, ara sıra çıkarıp bakıyorum. Kokusu kalmadı ama bende bıraktığı şey hiç geçmedi 🥹
Şimdi her cumartesi kapıyı dinliyorum. Postacının ayak sesini duyuyorum, zarfı elime alınca içim burkuluyor. Açmadan önce bir süre bakıyorum, belki bu sefer uzundur diyorum. Belki eskisi gibidir. Ama olmuyor.
NE OLUR BİRAZ DAHA YAZ! İki kelime fazla yaz, bir şey anlat, bugün ne yediğini söyle, nöbette aklından ne geçtiğini yaz. Ben burada senin sesini arıyorum, o üç satırda seni bulamıyorum 😭
Neyse... kızdım işte. Ama yine kâğıdı kalemi aldım, oturdum yazıyorum. Sen iyi ol, orada kendine dikkat et. Bu mektubu postaya vermeden önce bir daha okuyacağım, belki iki kere. Kızma bana olur mu? 🙈
Giriş yap, bu yazıya puan ver.