Canım, bugün annemdeydik ya.
Canım, bugün annemdeydik ya. Hani şu eski çaydanlık var ya, sen bilirsin, onu çıkardı. Ben de mutfakta dururken bir an gözüm doldu, sana söylemedim. Niye ağladım bilmiyorum. Belki yorgunluk, belki başka bir şey..
Dönüşte yolda hiç konuşmadık. Sen radyoyu açtın, ben camdan dışarı baktım. O sessizlik kötü değildi, hani kavga sessizliği değildi. Ama içimde bir şey vardı, hâlâ var. Otuz bir yaşındayım ve hâlâ sana bazı şeyleri söyleyemiyorum. Söylemek istiyorum ama.. olmuyor işte.
Şimdi sen yan odada, çayı demledin, sesini duyuyorum. Bir bardak getireceksin birazdan, biliyorum. Hep öyle yaparsın. Kavga etsek de, sussak da, en sonunda o çay gelir. Ben de susarım, sen de. İkimiz de bir şey söylemeyiz ama o çay her şeyi anlatır sanki. Sana kızdığımda bile bir yudum alınca yumuşuyorum, bunu biliyorsun di mi? Belki de biliyorsun da işte, kullanıyorsun 🙈
Canım... bilmiyorum. Her şey iyi, gerçekten iyi. Sen varsın, ben varım, evimiz var. Ama içimde bir yer hâlâ o sözü bekliyor. Hangi sözü, ben de tam bilmiyorum artık. Yıllar geçti, belki ben de unuttum ne olduğunu. Sadece bir eksiklik var, şuramda, tam göğsümün ortasında. Geçiyor mu, geçmiyor mu, alıştım mı, bilmiyorum.
Çayın kokusu geldi. Geliyorsun. Ben de telefonu bırakıyorum şimdi, sanki hiçbir şey yazmamışım gibi. Sen de hiçbir şey okumamışsın gibi. Ama sen getir o çayı, canım. Hep getir. Ben o eksikliği senin çayında unutuyorum..
Giriş yap, bu yazıya puan ver.