Biliyor musun, bugün cüzdanımı açtım ve yine o fotoğrafa baktım.
Biliyor musun, bugün cüzdanımı açtım ve yine o fotoğrafa baktım. Yine. Her akşam aynı şeyi yapıyorum işte, belki farkında bile değilsin. O gece düğünde çekildik, sen yanımda gülerken. Hâlâ orada duruyorsun, hâlâ o geceki gibi gülüyorsun ve ben her seferinde o gülüşü özlüyorum. Çok özlüyorum ya.
Bir yıldır yoktun… yok, yanlış söyledim, sen hep vardın. Sen hep vardın, ama o fotoğraftaki gülüşün gitmişti. Hastane koridorlarında elini tutarken de gülümsüyordun, gülümsüyordun da gözlerinin içi başka bir şey söylüyordu. Ben de sana hiçbir şey söylemedim. İçim titriyordu ama bir kere bile oturup "korkuyorum" diyemedim. Çünkü sen güçlü görünmeye çalışıyordun, ben de senin o gücünü kırmak istemedim. Salaklık işte. İkimiz de korkuyorduk ama ikimiz de birbirimize söylemedik.
Bazen kendime kızıyorum. Sana da kızıyorum, hatta bazen çok. Neden bu kadar erken be? Neden biz? Aynı sofrada aynı şarkıya eşlik edeceğimiz daha kaç akşam vardı… Sonra hemen yumuşuyorum, kızamıyorum sana. Kızamıyorum işte.
Şimdi gece yarısı oldu, ev sessiz, ben yine seninle konuşuyorum. Sanki karşımda oturmuşsun gibi. Bugün de gülüşünü özledim. Yarın da özleyeceğim, biliyorum. Ama o fotoğraf cebimde, sen de orada gülüyorsun ya. O bana yetiyor. Şimdilik yetiyor…
Giriş yap, bu yazıya puan ver.