O Kapalı Telefon
Sabah kahvemi aldım, balkona çıktım. Sıcak daha şimdiden bastırdı be. Çocuklar uyuyor, ev sessiz. Böyle anlarda hep sen geliyorsun aklıma, işte. İstemiyorum ama geliyorsun.
Dün gece yine eski mesajları okudum. Hani şu ilk zamanlardaki. "Günaydın canım"lar, "bugün de çok güzelsin"ler... Gülümsedim okurken, sonra baktım elimde telefon, gözlerim dolmuş. Kendime kızıyorum ya, kaç kere sildim o konuşmaları, kaç kere geri yükledim. 🙈 Delilik işte. Senin adını görünce hâlâ bir yerde duruyor bu kalp, duruyor be.
O akşamı unutamıyorum. Kızım ateşler içinde, ben elim ayağım titriyor, seni arıyorum. Kapalı. Tekrar arıyorum. Kapalı. Sonra ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi "napıyorsun?" diye bir mesaj. NAPİYORSUN?! Kızım hastaydı, ben çaresizdim, sen neredeydin? 🙉 Bunu hiç sormadım sana, biliyor musun? Sormadım çünkü cevabından korktum. Belki eski eşinle bir hesaplaşma, belki bir başka yerde, belki... bilmiyorum.
Ben seni suçlamak istemiyorum, inan istemiyorum. Çocukların var, sorumlulukların var, biliyorum. Ama ben de varım ya. Ben de bir an olsun öncelik olmak istedim. Çok mu şey istedim? 🥺
Şimdi gülümsüyorum çocuklarıma. Anne güçlü olmalı, öyle değil mi? İçimde bir yer kanıyor ama kimse görmüyor. Sana da söylemeyeceğim zaten. Söylesem ne olacak, söylemesem ne... Ama içimde kaldı be, içimde kaldı. 💔
Neyse. Kahvem soğudu. Kalkıp yenisini yapayım, çocuklar uyanmadan...
Giriş yap, bu yazıya puan ver.