Kedinin mama kabı
Şu an evdeyim. Kedi ayaklarımın dibinde, mama kabı boş, ona bakıyorum da… bazen senin yüzün geliyor gözümün önüne, mama kabını doldururken bile. Saçma biliyorum. Ama öyle işte.
Bu gece yine açtım o fotoğrafı. Hani ilk gün çekmiştik, kedi daha minicikti, avucumun içine sığardı. Sen arkada gülüyordun, ben kediye bakıyordum. Şimdi o fotoğrafta senin gülüşün var, benim arkamda bir hayat var, bir de o minik şey… Şimdi o minik şey kocaman oldu, ben hâlâ o fotoğrafa bakıyorum 🙈
Nerede yanlış yaptım diye düşünüyorum. Defalarca. Kendime soruyorum, sen de biliyorsun bunu, ben hep soruyorum. Ama cevap yok, sende de yok, bende de yok. Sadece o mesajlar var, bir de benim o gece okuduklarım… okumamalıydım belki, ama okudum işte.
Bak, sana kızgınım. Hem de çok. Bazı günler içimden "Allah seni bildiği gibi yapsın" diyorum, sonra hemen ardından… neyse. Ay neyse. Kızma. Kızmıyorum aslında. Ya da kızıyorum işte.
Biliyor musun, en çok neye yanıyorum? Sana güvenmeyi öğrenmiştim. Ben öyle kolay güvenen biri değilim, sen biliyorsun. Sonra bir gün bavulumu toplayıp yanına geldim, iki kişilik bir eve girdim, kapıda anahtarım vardı artık… O anahtarı hâlâ saklıyorum. Niye saklıyorum, bilmiyorum. Belki bir gün… yok. Saçmalama. 🙊
Kedi bugün yine kapının önünde bekledi. Senin geliş saatinde. İnan bana, ben ona bir şey demedim, o kendi kendine öğrenmiş. Senin ayak sesini tanıyordu, hâlâ tanıyor. Ben de tanıyordum. Şimdi koridorda başka ayak sesleri var, üst komşu, kargo, bir de benimkiler. O kadar.
Eskiden olsa sana yazardım hemen. "Gel, kedinin maması bitti" derdim, sen de gülerdin, "ben mama mıyım" derdin. Şimdi yazamıyorum. Yazacak bir yer yok. Buraya yazıyorum işte, kimseye ulaşmayacak belki ama… en azından kafamda dönüp duran o cümleler bir yere gitsin istiyorum. Bir yerde dursunlar. Bir yerde kalsınlar. Sen de bir yerde kal istiyorum, ama nasıl… bilmiyorum.
Bazı geceler çok özlüyorum. Seni değil, o hâlimizi özlüyorum. İki kişilik kahvaltıları, kediyle üçümüzün sığdığı o dar mutfağı, "bugün ne yapsak" diye düşünmeden geçen akşamları. Sonra kendime kızıyorum, çünkü özlemek de bir tür affetmek gibi geliyor bana. Affetmiyorum. Affedemiyorum. Ama özlüyorum. İkisi bir arada işte, ne yapayım.
Göndermiyorum bunu. Göndermeyeceğim. Sadece… içimde kalmasın istedim. Kedi uyudu, ben de yatmaya gidiyorum. Yarın yine mama kabı dolacak, yine kapı çalacak, yine ben açacağım. Sen yoksun. Bunu artık biliyorum 🖤
Giriş yap, bu yazıya puan ver.