Az önce yine o kolyeyi düşündüm.
Az önce yine o kolyeyi düşündüm. Açmadım bile çekmeceyi, sadece elimi üstüne koydum. Kapattım. O kadar.
Bir sene önce bugün… ne biliyorum, tam bir sene mi? Saymadım. Saymayı bıraktım sonunda. Ama takvimde bir yer var, biliyorum, orada duruyor işte.
Bugün biri bana "evde yalnız kalınca sıkılmıyor musun" dedi. Sıkılmıyorum dedim. Ve güldüm, gerçekten güldüm. Çünkü yalan değildi. Sabah kahvemi kendime yaptım, pencerenin önünde içtim, kimseye yetiştirmedim, kimseyi bekletmedim. Bu benim hayatım artık.
Sen gideli çok oldu. Ama asıl tuhaf olan şu: artık seni özlemiyorum. Seni değil. Alışkanlığı özledim belki de. Mesaj sesini. "Geldim" demeni. Ama seni, olduğun gibi, hayır. Bu cümleyi yazarken içim biraz sızladı, itiraf ediyorum 🙈 ama doğru.
Çünkü sen bana hiçbir şey söylemeden gittin. Sormadım da. Belki en çok kızdığım şey bu: sormayışım. Keşke bağırsaydım, keşke "neden" diye tutsaydım kolundan. Ama susmayı seçtim. Sen de sustun. İki sessiz insan, bir de sessiz bir son.
…
Neyse. Bu akşam kendime kahve yapmadım, çay demledim. Farklı olsun diye. Komik ama gerçekten mutlu oldum buna 🙈
İyiyim ben. Gerçekten. Bazen yazıyorum işte böyle, içimde kalanı bir yere bırakayım diye. Sonra da kapatıp gidiyorum. Bugün de öyle. Sen de iyi ol. Ya da olma, bilmiyorum. Ben iyiyim. 🤍
Giriş yap, bu yazıya puan ver.