Gecikme Cezası
Suskunluk. Bir ödünç kitap gibi taşıdım seni otuz yedi yıl. Süresi bitti, teslim edilmedin. Kimse ceza kesmedi. Cezayı bana ben kestim. Emekliliğe üç yıl kaldı. Akşamları ışıkları söndürürken hâlâ aynı cümle dolaşıyor…
Etiket
Suskunluk. Bir ödünç kitap gibi taşıdım seni otuz yedi yıl. Süresi bitti, teslim edilmedin. Kimse ceza kesmedi. Cezayı bana ben kestim. Emekliliğe üç yıl kaldı. Akşamları ışıkları söndürürken hâlâ aynı cümle dolaşıyor…
13.20, yurt koridoru. Nöbetten yeni çıktım. Üniformamın yakası hâlâ boğazımda. Bugün o günün yıldönümü. Üç yıl oldu. O salonun önünde durduğum güne tam üç yıl. Sabah televizyonda bir düğün salonu reklamı geçti. Beyaz…
Akşam altı. Klinik kapandı, kafesler yıkandı, alçıdaki martı çocuğu yarın kontrole çağırdım. Şimdi arka odada, çay soğurken oturuyorum. Bugün ona söyleyecektim. On beş yıldır söyleyecektim, bugün söyleyecektim. Randevu…
Saat 02:13. Mutfakta yalnızım, otelin sesi çekilmiş, sadece buzdolabının uğultusu var. Salı gününden kalma bir tencere ızgara kömürü kokusu var ellerimde, sabunla çıkmıyor, ben de çıkarmıyorum zaten. Bugün otuzuncu…
14 Ağustos 2026, Cuma, saat 20:42. Defteri açtım, tarih düşüyorum, çünkü ben böyle öğrendim; önce kayda geçir, sonra ağla. Muhasebeciyim, rakamlar benim akrabalarım gibidir, hiç yalan söylemezler, en fazla yuvarlarlar…
13 Ağustos 2026, Perşembe, saat tam 19:12; koğuş lambasının sarı ışığı yatağın ayakucundaki demir boruya vuruyor, ben de telefonu elimde, ekranın kararmasını bekleyerek oturuyorum, çünkü ekran karardığında gün bitmiş…
Sevgili günlük, Saat iki oldu, uyuyamadım. Yarın sabahın ilk danışanım saat onda, notlarımı hazırladım, çayımı içtim, yine de gözlerim tavana takılı kaldı. Belki de bu yazıyı sana değil, o kadar uzun zamandır içinde bir…
sabah 06.40, tezgâhı açmadan önce. kepengi kaldırırken rüzgâr yüzüme çarptı. poyraz. adımı oradan koydum buraya. denizden gelen her şey gibi o da tuzlu ve soğuk. iyi geldi. bugün çarşamba. çarşumbalar hep aynı akar…
Sipariş: bir adet iki kişilik yaş pasta, bir bardak çay. Teslim: asla. Ödeme: on yıldır ben. Sen yine de inat ediyorsun ya, 'pasta iki kişilik denmez ki, dilim dilim kesilir' diye. Kesilir, evet. Ama ben o pastayı hiç…
Saat gece on buçuk. Van'da ağustosun sıcağı akşama kadar dayanamadı, şimdi dağdan inen serin bir rüzgâr var. Dükkânı kapadım, makası masaya bıraktım. Bugün bir gelinin ölçüsünü çektim. Kırmızı bir kumaş getirdiler…
Kıymetlim, Bugün lokantayı erken kapattım. Ağustos'un sıcağı insanı yoruyor, müşteri de az geldi; sıcakta çorba içen olmuyor tabii. Tezgâhı silerken gözüm yine o çekmeceye kaydı. Senin ilk mektubun duruyor orada, kâğıdı…
sabah 05.40 değil, öğlen 13.02. dışarıda Nevşehir sıcağı, asfalt buğulanıyor. ben jandarma değil, polis memuruyum; gece vardiyasından çıktım, sabah uyudum, şimdi çay demledim. bu şehirde kimse beni tanımıyor demiştim…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar