Saat 19.44. Bu sefer gece yarısı değil... Akşamın ortasında, kimse fark etmeden yakaladım kendimi. Kreşten yeni çıktım, elimde çocukların bugün boyadığı kalplerden biri var; kırmızıya boyamaya çalışmış, kenarları mora…
Saat 22:58. Yine mutfağayım, yine çay demlemişim ama içmiyorum, sadece bardağın sıcaklığını tutuyorum elimde. O uyudu. Yatak odasının kapısı aralık, horultusu ta buraya kadar geliyor. Ben de buradayım işte, defterimle…
Akşam on bire çeyrek var, odamın lambası sarı, camdan giren hava artık yazın değil, eylülün ön kokusu. Bu saatte şehir uslanmış, komşunun balkonundaki sardunya bile susmuş. Bugün kreşte sonbahar hazırlığı yaptık…
Akşamın dokuzu, ışık tam çekildi. Rızgâr bugün sertti, teknelerin halatları gıcırdadı durdu. Ben de gıcırdadım içimde, kimse duymadı. Sabah ağları çekerken yine birkaç tekne ötedeydin. Ellerin ıslak, sırtın güneşe…
Sabah altı, camdan henüz ışık yok, Ağustos'un son haftası bile Bursa'da insanı üşütüyor. Stajyer mimarlar bu saatte uyanmaz ama ben uyuyamadım, yatakta statik hesap yaptım: bir insanın kalbine bin kiloluk özlem…
Aydın'da ağustos geceleri bile sımsıcak kalır; ama bu akşam ofisten çıkarken rüzgâr, toprağın üstünde bekleyen son sıcaklığı alıp götürüyordu. Sıcak taşlar yavaş yavaş soğumaya başlamıştı bile. Rumuzumu oradan aldım…
Suskunluk. Bir ödünç kitap gibi taşıdım seni otuz yedi yıl. Süresi bitti, teslim edilmedin. Kimse ceza kesmedi. Cezayı bana ben kestim. Emekliliğe üç yıl kaldı. Akşamları ışıkları söndürürken hâlâ aynı cümle dolaşıyor…
Saat 06:08, hava puslu. İstanbul cumartesi sabahına bile yalan söylüyor; güneş var diyorlar, ben camda sadece bulanık bir yüz görüyorum. Muhtemelen benim yüzüm. Muhtemelen. Staj dönüşü değil bu, o ayrı. Bugün nöbet…
00:39. Eczane kapandı, saatler önce. Ama ben hâlâ buradayım. Işıkların yarısı kapalı. Ateş ölçerlerin olduğu rafın önünde duruyorum. Elimde bir kutu yok, reçete yok. Sadece duruyorum. Sen reçeteni unutmuştun. Ben…
Bugün hava açık, rüzgâr sert Güneş var ama içimde bir serinlik Kliniğe bugün on yedi hayvan geldi İki kedi, bir köpek ameliyat Hepsi iyi, hepsi eve gidecek Ben de gideceğim, akşam yine o masa, o sessizlik Eşim iyi bir…
Akşam altı. Klinik kapandı, kafesler yıkandı, alçıdaki martı çocuğu yarın kontrole çağırdım. Şimdi arka odada, çay soğurken oturuyorum. Bugün ona söyleyecektim. On beş yıldır söyleyecektim, bugün söyleyecektim. Randevu…
Bir varmış, bir yokmuş, bir kız varmış, her sabah Nevşehir'in tozlu sabahında kalkıp miniklerin yaka kartlarını düzeltirmiş; kartları düzeltirmiş de kendi hayatını bir türlü düzeltemezmiş. Evet, biliyorum, masal böyle…
14 Ağustos 2026, Cuma, saat 20:42. Defteri açtım, tarih düşüyorum, çünkü ben böyle öğrendim; önce kayda geçir, sonra ağla. Muhasebeciyim, rakamlar benim akrabalarım gibidir, hiç yalan söylemezler, en fazla yuvarlarlar…
Saat 20:54. Perşembe akşamı, evde yalnızım. Tatile iki hafta var, koridorlar zaten yarı boş; ben yine de uğradım sınıfa bugün, tahtayı silmek için. Köşeye tarihi yazdım: 13 Ağustos. İçimden bir isim geçti, her zamanki…
13 Ağustos 2026, Perşembe, saat tam 19:12; koğuş lambasının sarı ışığı yatağın ayakucundaki demir boruya vuruyor, ben de telefonu elimde, ekranın kararmasını bekleyerek oturuyorum, çünkü ekran karardığında gün bitmiş…