Saat 17:24, reçetenin arkası
Saat 17:24, eczanenin kepengini yarıya kadar indirdim, camda son ışık; birileri hâlâ merhem soruyor bana, ben ise yıllar önce kütüphanenin ikinci katında kaybolmuş bir adı arıyorum. Reçetelerin arkasına onun adını…
Etiket
Saat 17:24, eczanenin kepengini yarıya kadar indirdim, camda son ışık; birileri hâlâ merhem soruyor bana, ben ise yıllar önce kütüphanenin ikinci katında kaybolmuş bir adı arıyorum. Reçetelerin arkasına onun adını…
03:34. Daha kar yağmadı ama hava öyle bir duruş aldı ki, sanki şehir nefesini tutuyor. Ben de tutuyorum. Alışkanlık işte; tezgâhtarın elleri boş kalınca aklı doluyor. Eylül'ün sonuna geldik, ben hâlâ lise son sınıfın…
Sana yine yazıyorum, yine yazamıyorum. Surların dibindeki o evin onarımı biteli çok oldu ama benim onarımım bitmedi galiba. Bu akşam yine önünden geçtim. Işık yanıyordu. Perdenin rengi değişmiş; sarıydı eskiden, şimdi…
Saat 12.07. Öğle yoğunluğu yeni dağıldı. Tezgâhta limonlu keklerin son dilimleri duruyor. Fırın hâlâ sıcak. Ben sıcak değilim. Sadece yorgunum. Bugün salı değildi. Cuma. Biliyorum. Ama bir kadın geldi, "kütüphaneye…
Sabah 01.17'de yazıyorum bu satırları, yani aslında gece, ama saatler benim için hâlâ sabahın habercisi. Kulaklığı çıkaralı üç saat oldu, kulağımda hâlâ 'hoş geldiniz, sizi bu arama nedeniyle...' diye bir uğultu var…
Bugün ofisime yeni dönemden bir öğrenci geldi, elinde dosyası, gözünde o 'acaba anlatabilir miyim' bakışı; kapıyı kapatırken koridorda birinin gülüşü, hayır, öyle değil, gülüş değil, ayak sesiydi, ama benim kalbim yine…
Bugün klinikten dokuzda çıktım, eylülün son gecelerinde karanlık artık erken düşüyor ve ceketimin yakasını kaldırıp kaldırıp o uzun yürüyüşü yaptım, o çok alıştığım, kimseyle konuşmadan biten yürüyüşü. Kapanmadan hemen…
Bu sabah tarlaya indiğimde çiyden ıslanmıştı domateslerin alt yaprakları. Elini sürsen soğukluğu elinde kalıyor. Yaz bitiyor demek bu, dedim kendi kendime. Sonra aklıma geldi, yaz bitmek bilmedi bu sene bizim oralarda…
Sabah dokuz, camdan vuran ışık hafif gri. Cumartesi ofisi sessiz olur, ben yine de geldim; bahane üretmek bu stajın en iyi öğrendiğim dersi oldu çünkü. Arşiv odasını düşündüm yine, çatı katında, tozun ışıkta asılı…
sabah 03.02. Uyuyamadım. Kalktım, mutfakta oturuyorum. Ellerimde hâlâ dünün çimento kokusu var. Sabah kalıp söktüm, akşam duş aldım ama o koku çıkmadı. Çıkmasın da. Dün şantiyede bir mühendis geldi, denetim için. Masaya…
23.01'de yazıyorum bunları. Vardiya yeni bitti, deniz kenarında oturuyorum, ayakkabılarımda hâlâ marketin kokusu var. Sabun, poşet ve biraz da soğuk raf kokusu. İnsan bir yerden çıkarken kendini de orada bırakıyor…
Saat 22:36, hava o ikinci aradaki gibi; ne sıcak ne soğuk, tam ortada bir şey. Artvin'e eylül böyle giriyor işte, akşam üstleri bir serinlik kapıyor ortalığı, ben de camı aralık bıraktım. Şimdi dışarıdan bir kedinin…
07:48, hava bulutsuz, ben tamamlanmamış bir cümle. Dün gece rüyamda yine o koridordaydım. Ama bu sefer farklıydı; sen bana doğru yürüdün, ben de cümleme başladım. "Ben seni..." dedim ve sonra, her zamanki gibi, zil…
05.30. Fırını yaktım, sonra durdum. Eylül sabahı artık serin. Hamur mayalanırken pencereden baktım, cam kenarındaki masa boştu. Her zamanki gibi. On dört yıl yan yana çalıştık. O kekleri, ben kasayı. Elleri unlu olurdu…
07:21, hava güneşli, camlar bile parlıyor... ben hâlâ yağmurluyum. Sana yazıyorum, tıpkı her sabah olduğu gibi. Sadece bu sefer kâğıt yok, sadece metro camı ve buharı üstüne parmağımla çizdiğim harfler var. Bir durak…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar