Saat 19.44. Bu sefer gece yarısı değil... Akşamın ortasında, kimse fark etmeden yakaladım kendimi. Kreşten yeni çıktım, elimde çocukların bugün boyadığı kalplerden biri var; kırmızıya boyamaya çalışmış, kenarları mora…
01:23. Buzdolabının uğultusu dışarda bir ses yok; ben de kayıt altına alayım madem, saat tam bu. Defterin yirmi üçüncü sayfasındayım. Yirmi üç. Ben ne yaptım ki, sayfalara numara verip kendimce bir arşiv kurdum; sanki…
Saat yirmi iki elli sekiz, odamın camında ağustosun son sıcaklığı var, tık yok. Radyoda eski bir arabesk çalıyor, sanırım annemin gençliğinden kalma bir şarkı; ben bilmiyorum sözlerini ama melodisi insanı bir yerinden…
21:53. Kafe kapandı. Sandalyeleri masaların üstüne devirdim, ışıkları söndürmeden önce son bir tur attım. Boş bir mekânın ışığı ne kadar çabuk soluyor, fark etmiş miydiniz? Bu akşam bir çift geldi. Pencere kenarı. İki…
Sabah 06.40'ta, ışıklar henüz maviyken kilitleri çevirdim. Beşiktaş'ta ağustos sabahı bile serin oluyor, kepenkler gıcırdadı, içerideki koku hep aynı: kavrulmuş çekirdek, ıslak bez, biraz da dünkü pastanın tatlılığı. O…
Saat 22:58. Yine mutfağayım, yine çay demlemişim ama içmiyorum, sadece bardağın sıcaklığını tutuyorum elimde. O uyudu. Yatak odasının kapısı aralık, horultusu ta buraya kadar geliyor. Ben de buradayım işte, defterimle…
Akşam on bire çeyrek var, odamın lambası sarı, camdan giren hava artık yazın değil, eylülün ön kokusu. Bu saatte şehir uslanmış, komşunun balkonundaki sardunya bile susmuş. Bugün kreşte sonbahar hazırlığı yaptık…
Akşamın dokuzu, ışık tam çekildi. Rızgâr bugün sertti, teknelerin halatları gıcırdadı durdu. Ben de gıcırdadım içimde, kimse duymadı. Sabah ağları çekerken yine birkaç tekne ötedeydin. Ellerin ıslak, sırtın güneşe…
Şu an saat 22.57. Balkon kapısı açık, caddeden gelen lamba ışığı tavana vuruyor, gölgesi perdede uzun bir çizgi gibi duruyor. Yedi yıl boyunca aynı masada çizdik; sen sol kalemi, ben sağ kalemi kullanırdın, ortada hep…
Sabah altı, camdan henüz ışık yok, Ağustos'un son haftası bile Bursa'da insanı üşütüyor. Stajyer mimarlar bu saatte uyanmaz ama ben uyuyamadım, yatakta statik hesap yaptım: bir insanın kalbine bin kiloluk özlem…
saat 01.57, mutfakta yine ben. Çocuklar uyudu, tez dosyası açık, ama ben perdenin aralığından denize bakıyorum. Ağustos'un son haftası ve gündüz hâlâ yaz gibi ısrar ediyor; geceleri ise artık sonbahar geliyor, fark…
Saat 23.33, hava sıcak ama rüzgâr yok, İstanbul terlemiş bir şehir gibi duruyor havada. Vardiyadan yeni çıktım, üniformanın gömleğinin düğmelerini çözürken resepsiyonun camındaki yansımama baktım; otuz dört yaşında bir…
Bir pazar akşamüstü, saat beşi çeyrek geçiyor. Deniz kenarındaki banka oturdum, ayaklarımın altında çakıl taşları, elimde hastaneden arta kalan kâğıt bardak çayım. Sana yazıyorum, adını yazmayacağım, biliyorsun. Bugün…
Saat on yedi otuz bir, poyraz yerini lodosa bıraktı; hava sıcak ve ağırlaşmış, deniz kurşuni bir maviye döndü. Ağustosun son pazarı, mahallede çocuk sesleriyle akşama karışıyor. Size yazmayı çoktandır bırakmıştım…
Buğdayı üç hafta önce biçtik, harman yerine çektik, dövüp savurduk; eleğin altından altın gibi akan taneleri çuvallara doldururken öğlen sıcağı bastırmıştı, Afyon'un o kavuran ağustos sıcağı. Köylünün dediği gibi…